Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kuruluna Dair Yönetmelik Yayınlandı!

body: 

AKP, YÖK ve MEB attıkları her adımla eğitim sistemini nasıl bir çıkmaza soktuklarını ilan etmektedirler.
Bugünkü(06.12.2017) resmi gazetede yayınlanan yönetmelik ile “Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu”nun oluşumu, görev ve yetkileri belirlendi.  2017 yılının Haziran ayında TBMM’de kabul edilerek yasallık kazanan “Yükseköğretim Eğitim Programları Danışma Kurulu”, eğitim  kontenjanlarının planlanması, yeni açılacak eğitim programlarının asgari koşullarının belirlenmesi ve yükseköğretim alanındaki istihdam odaklı politikaların oluşturulması amacıyla yaşama geçirildi.
Yükseköğretim Kurulu Başkanı başkanlığında oluşturulan Danışma Kurulu bünyesinde “Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğini temsilen görevlendirilen başkan dışında toplam yedi üye” bulunmaktadır.
Belirtmek isteriz ki söz konusu Danışma Kurulu aracılığıyla, bugüne kadar “Her İle Bir Üniversite” diyenlerin ve asıl olarak, üniversiteler ve müşteri olarak görülen öğrenciler eliyle o ilin ekonomisinin kalkındırılmayı amaçlayanların izledikleri yanlış politikada köklü bir değişiklik yaratmasını beklemek oldukça naif olacaktır.
Zaten, Danışma Kurulu’nun yapısı ve görevleri değerlendirildiğinde de asıl hedeflenenin plansızca açılan ve kapatılan eğitim programları konusunda çalışma yürütmesi, boş kalan bölümlere dair politika önermesidir.
Şüphesiz ki Kurul’un en kritik görevi, yükseköğretim alanındaki istihdam odaklı politikalar üretilmesi konusudur. Kaldı ki, gerek yükseköğretim bünyesinde, gerekse yükseköğretim kurumlarından mezun olanlar açısından istihdam sorunları incelendiğinde, temel sorunun hükümet tarafından ısrarla izlenen esnek ve güvencesiz istihdam politikası olduğu bilinmelidir. Danışma Kurulu’nun hükümetin genel politikalarından bağımsız hareket edemeyeceği göz önüne alındığında ve Kurul bünyesinde yer alan Bakanlıkların varlığı da düşünüldüğünde bir politika değişikliği yaratmaktan ziyaden, mevcut politikaları alkışlama görevinin ağır basacağı aşikardır.
Üstelik Kurul’un, üniversitelerde örgütlenmesi gereken hakikat arayışına ve bilimsel bilgi üretimine, dolayısıyla insan, toplum ve doğa yararına bilgi üretimine değil; hükümetin, sanayi ve sermaye çevrelerinin ihtiyaçlarını gidermeye yönelik çalışmalar üretmeye odaklanması kaçınılmazdır. Aksi halde sanayi ve bilimi yan yana anan bir Bakanlık ile ve TOBB gibi sermaye çevrelerinin sesi olan bir kuruluşun bu Kurul bünyesinde yer alması anlaşılır olmayacaktır.
Eğitim Sen olarak, gerek programlara dair düzenlemeleri gerekse istihdam politikalarına dair getirilen önerileri, Kurul bünyesinde yürütülecek çalışmaları yakından takip edeceğimiz ve emekçilerin haklarına göz diken çalışmalara geçit vermeyeceğimiz bilinmelidir.