Ortaöğretime Geçişte Son Durum

body: 

Ortaöğretime geçiş sisteminde yapılan değişiklikle ilgili tartışma hız kesmeden devam ediyor. Değişikliğin kamuoyu ile paylaşıldığı ilk günden bu yana kaygılarımızı ifade ediyor, doğru bilgiye sahip olmak için sorularımızı her zeminde sormaya devam ediyoruz. Yapılan değişikliğin öğrencileri mağdur edeceği ve öğrencileri istemedikleri okullara yönlendireceğine dair kaygı ve kuşkularımız paylaştık, paylaşmaya da devam edeceğiz. Her öğrencinin istediği okul türünde ve okulda eğitim alma hakkını sonuna kadar savunduk, savunmaya da devam edeceğiz. Okullaşma politikasının siyasi iktidarın gereksinimlerine göre değil, öğrencilerin ilgi, istek, yetenek ve gereksinimlerine göre oluşturulması gerektiğini her koşulda ifade ettik, etmeye de devam edeceğiz.
30 Temmuz tarihinde açıklanan yerleştirme sonuçları, bugüne kadar yanıtını aradığımız sorularda ve ifade ettiğimiz kaygılarda ne kadar haklı olduğumuzu ortaya çıkardı. Yüzbinlerce öğrenci sistemin kendisinden dolayı mağdur oldu, istemediği okullara yerleşti veya hiç yerleşemedi. Akademik eğitim almaya dönük talebin olanca açıklığı ile bir kez daha açığa çıktığı bu yerleştirme dönemi, farklı tartışmaları da kaçınılmaz olarak gündeme getirdi. Yaşanan tartışmalardan sonra 05.08.2018 tarihinde yayınlanan “Yerleştirmeye Esas Nakil Kılavuzu”, MEB’in kimi yanlışları düzeltme yolunu tercih ettiğine dair izlenimler oluştursa da, sorun bütünlüklü olarak algılanıp, bütüncül çözümler üretilmedikçe olumlu sonuç alma olasılığı görünmemektedir.
05.08.2018 tarihinde yayınlanan nakil kılavuzu ile 27.06.2018 tarihinde yayınlanan ”Ortaöğretime Geçiş Tercih ve Yerleştirme Kılavuzu” arasında ciddi farklılıklar olduğunu tespit etmek gerekmektedir. Öncelikle 30 Temmuz tarihinde yapılan yerel yerleştirmelerin, sadece öğrencilerin “kayıt alanlarında bulunan ortaokullarda bulunma sürelerine” göre yapıldığı dikkate alındığında, yeni kılavuz bunu kriter olmaktan çıkarmıştır. Yapılacak olan nakil ve yerleştirme tercihlerinden sonra kullanılacak ölçüler kayıt alanı, ortaokul başarı puanı, devam, devamsızlık ve son olarak yaş olarak sıralanmıştır. Kısacası temel ölçü bu durumda ortaokul başarı puanı olacaktır. MEB yerleştirmelerden sonra çokça tartışılan, bir ortaokulda okuma süresinin ölçü olarak kullanılmasını sonlandırmıştır, ancak bu karar tartışmaları bitirecek gibi görünmemektedir. Çünkü bu durumda aynı öğretim yılı içerisinde aynı okula öğrenciler iki farklı ölçüye göre yerleşmiş veya yerleşememiş olacaklar. Doğal olarak bu durum eşitsizlikler üretmektedir. Aynı zamanda da,  şu an yerel yerleştirme ile yerleştirilmiş olan 798.926 öğrenci, artık kullanılmayan bir ölçüye göre ortaöğretim kurumlarına yerleşmiş durumdadır. Yayınlanan son kılavuz ile bu öğrencilerin yerleştirilme işlemleri de tartışmalı hale gelmiştir.
Diğer bir değişiklik de, yerel yerleştirmede aynı okul türünden tercihte bulunmaya getirilen kısıtlamanın kaldırılmış olmasıdır. Yerel yerleştirmede tercih ve nakil için başvuran öğrencilere aynı okul türünden belirli sayının üzerinden tercihte bulunma ile ilgili sınırlama getirilmişti. Bu durumdan dolayı 30 Temmuz’da yapılan yerleştirmelerde 4. ve 5. tercihine yerleşen 92.010 öğrencinin bu tercihlerini istemedikleri halde, açıkta kalmamak için yaptıklarını ifade etmiştik. Yayınlanan nakil kılavuzu, yerel yerleştirme tercihlerinde öğrencilere getirilen okul türü sınırını kaldırmakta ve tüm tercihlerin aynı okul türünden olmasına olanak sağlamaktadır. Yani, tüm tercihlerine Anadolu lisesi yapmak isteyen bir öğrenci, bu şekilde tercihte bulunabilecektir.
Yapılan diğer bir diğer değişiklikte tercih sayısında olmuştur. Önceki kılavuzda üç ile sınırlandırılan tercih sayısı beşe çıkarılmıştır. Hem merkezi hem de yerel yerleştirmede öğrenciler beş tercihte bulunabilecektir. Ayrıca yerel yerleştirmede, önceki kılavuz, yerleştirmeye esas nakil başvurularında ilk iki tercihin kayıt alanından yapılmasını zorunlu tutarken, yeni kılavuz sadece birinci tercihin kayıt alanından yapılmasını düzenlemektedir.
Göze çarpan en önemli husus ise “Öğrenci Nakil ve Yerleştirme Komisyonları” ile ilgili olanıdır. Önceki kılavuz ile 10-14 Eylül 2018 tarihleri arasında, hiçbir kuruma yerleşemeyen öğrencilerin bu komisyona başvurması ve komisyonun da 16 Eylül tarihinde yerleştirmeleri sonlandırması düzenlenmişti.  Komisyon öğrencilerin tercihlerini almadan, açık kontenjanları olan okulları öğrencileri yerleştirecekti. Bu durum öğrencilerin istemedikleri okullara yerleştirilmesi ve genel olarak kontenjanları dolmayan Anadolu İmam Hatip Liseleri ile Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin kontenjanlarının komisyon aracılığı ile doldurulması sonucu üretecekti. Bu gerekçelerle kılavuzun iptali ile ilgili olarak Eğitim Sen yargı sürecini de başlatmış ve 06 Temmuz 2018 tarihinde Danıştay’a başvurusunu gerçekleştirmişti. Yayınlanan son kılavuzda söz konusu komisyonun faaliyeti takvime dahil edilmemiş ve son yerleştirmelerin yapılacağı 8 Eylül 2018 tarihinden sonra 17 Eylül 2018 tarihinde okulların açılacak olacağı belirtilmiştir. Bu durum, MEB tarafından, tüm öğrencilerin, kontenjanlar artırılarak, istedikleri okul türlerine yerleştirileceği iradesinin veya kararının ifadesi olarak mı gerçekleşti? Bunu süreç içerisinde göreceğiz. Ancak kesin olan durum şudur ki, öğrencileri istemedikleri okul türlerine ve okullara komisyon aracılığı ile yerleştirmek, açık şekilde eğitim hakkı ihlali, eğitim hakkının engellenmesidir. Bunu kabullenmek mümkün değildir.
Görülen odur ki, ortaöğretime geçiş ile ilgili tartışma daha uzun süre devam edecektir. Yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için MEB acilen akademik eğitim veren okulların kontenjanlarını artırmalıdır. Sayısal veriler öğrencilerin tercihin akademik eğitimden yana olduğunu göstermektedir. Sadece yerel yerleştirme ile öğrenci alan Anadolu liselerinin değil, merkezi yerleştirme ile de öğrenci alan akademik eğitim veren okulların kontenjanları artırılmalıdır. Kontenjanlar artırılmadan yapılacak olan tercihler, kılavuz nasıl olursa olsun, olumlu sonuç üretmekten uzaktır. Ayrıca kontenjanların sadece yerleşemeyen (91.687) öğrenciler dikkate alınarak artırılması sorunun çözümünde yeterli olmayacaktır. 4. ve 5. tercihine yerleşen 92.010 öğrencide kontenjan artırımında mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Eğitim Sen olarak bizler her öğrencinin eğitim hakkını dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de savunmaya aynı kararlılıkla devam edecek, süreci gözlemlemeye devam edeceğiz.