OHAL’den Kalma Hukuksuzluklar Devam Ediyor!

body: 

Aydın Didim’de demokrasi platformunu oluşturan sendika, demokratik kitle örgütü ve siyasi partilerin düzenlediği miting ve basın açıklamalarına katıldıkları için haklarında dava açılan ve Ekim 2016 tarihinde görevden uzaklaştırılan Eğitim Sen üyesi 5 öğretmenden Dursun Keleş, Gökhan Gök ve Mehmet Sarıtaş, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hukuksuz bir şekilde görevlerinden ihraç edilmişlerdir.
İhraç edilen arkadaşlarımızın yargılandığı davanın karar duruşmasının 17 Eylül Salı günü yapılacağı bilinmesine rağmen, MEB’in OHAL KHK’lerinden hatırladığımız ifadelerle “Terör örgütleri ile iltisaklı ve irtibatlı olmak” gerekçesiyle ihraç etmesi, üstelik mahkeme kararını beklemeden ‘yargısız infaz’ yapılması anlamına gelmektedir.
Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve MEB, sendikamızın iktidarın hoşuna gitmeyen demokratik eylemlere ve basın açıklamalarına katılmaları suçmuş gibi davranıp kendilerini yargının yerine koyarak ihraç kararı almaları, tamamen hukuksuz ve kabul edilemez bir uygulamadır.
Devlet kurumları bütün kararlarını alırken ve uygularken hukuk ilkelerine bağlı olmak ve herhangi bir konuda soruşturma yürütürken tarafsız ve hukuka uygun davranmak zorundadır. Ancak Türkiye’de özellikle 15 Temmuz sonrasında yaşananlar, idarenin keyfi kararları ile hukukun nasıl katledildiği, basın açıklamalarına katılmanın, temel sendikal hak ve özgürlüklerin kullanılmasının bile ‘suç’ kapsamına alınarak doğrudan cezalandırma yöntemlerinin hayata geçirildiğini göstermiştir. Didim’de yaşananlar, Türkiye’nin hala OHAL zihniyeti ile yönetildiğinin kanıtı niteliğindedir.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın devam eden yargı sürecini yok sayarak, anlaşılmaz bir aceleyle kendisini mahkemelerin yerine koyarak aldığı ihraç kararları hukuksuzdur ve bu şekilde verilen kararların kabul edilmesi mümkün değildir. MEB’in ihraç kararını, 17 Eylül’de yapılacak karar duruşması öncesinde alması tamamen siyasi amaçlarla hareket edildiğini ve mahkeme kararının etkilenmeye çalışıldığını göstermektedir.
Yaşamın her alanında kendisine mutlak itaat isteyen ve bunun için her fırsatı kullananlar, gücünü tarihinden alan eğitim ve bilim emekçilerinin örgütlü mücadelesi asla engelleyemeyecektir. Çünkü bizler çocuklarımıza ve öğrencilerimize onurlu bir gelecek bırakacağımıza söz verdik ve sözümüzü mutlaka tutacağız.
Eğitim emekçileri, mücadele tarihi boyunca hiçbir baskı ve tehdit karşısında diz çökmemiş, savunduğu ilke ve değerlerden taviz vermemiştir. Bunu eğitim emekçileri de, bizlere saldırarak kendi suçlarını gizlemeye çalışanlar da çok iyi bilmektedir.  OHAL hukuku dayanak yaparak, yasa dışı girişimlerde bulunanlar suç işlemektedir ve yaptıklarının bedelini hukuk karşısında mutlaka ödeyecek, kimsenin yaptığı yanına kalmayacaktır.
Eğitim Sen olarak OHAL sürecinde haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen herkesin hakkını ve hukukunu savunduğumuz gibi, Didim’de ihraç edilen üyelerimizin mücadelelerinde yalnız olmadığının, maddi ve manevi her türlü dayanışma içinde bulunacağımızın bilinmesini istiyoruz.