MEB Yanlışta Israr Ediyor: LGS’de Değişen Bir Şey Yok!

body: 

MEB, öğrencilerin merakla beklediği Liseye Geçiş Sınavı’na ilişkin kılavuzu ve yönergeyi yayımlamıştır. Ortaöğretime geçiş sisteminde öğrencilerin büyük bölümünün tercihi aksi yönde olmasına rağmen, sınavla öğrenci alan okulların büyük bölümü yine meslek ve imam hatip liselerinden oluşmuştur. Yayınlanan kılavuz, 2018 LGS sonuçlarının ve öğrencilerin tercihlerinin MEB tarafından doğru analiz edilmediğini, bu anlamda ortaöğretime sistemine geçiş konusunda benimsediği yanlış politikalarda ısrar ettiği anlaşılmaktadır.
Sınavla öğrenci alacak okul sayısı bin 367’den bin 531’e çıkarken, en çok tercih edilen üç okul türü için 86 bin 110 kontenjan ayrılmış, buna karşın imam hatip ve meslek liseleri için 53 bin kontenjan belirlenmiştir. Sınavla öğrenci alacak olan ve toplam kontenjanları 139 bin 120 olan okulların 855’i Anadolu imam hatip ve meslek liselerinden oluşurken, Anadolu liselerinin kontenjanı geçen yıla oranla sadece 7 bin 570 artırılarak beklentilerin gerisinde kalmıştır. Bu yıl sınavla öğrenci alacak 266 Anadolu lisesinin toplam kontenjanı 42 bin 100 olarak belirlenmiştir. 2018 LGS’de 450 olan Anadolu Lisesi ve mesleki teknik lisesi sayısı 2019’da 516 olmuştur. Toplam kontenjanı 28 bin 650 olan 334 imam hatip lisesi, sınavla öğrenci alacak okulların arasına yazılırken, hafızlık projesi yürüten 180 kontenjanlı beş imam hatip lisesi de kılavuzda yer almıştır.
MEB verileri üzerinden ülkenin her yerinde ortaya çıkan fotoğraf, öğrencilerimizin öncelikli tercihlerinin Anadolu liseleri, fen liseleri, güzel sanatlar, sosyal bilimler, spor liseleri vb olmasına rağmen, MEB’in okullaşma politikasının değişmediğini, öğrencileri zorunlu olarak imam hatipler ve meslek liselerine yönlendirmekte ısrarcı olduğunu göstermektedir.
LGS’ye giren öğrencilerin büyük bölümünün aksi yöndeki tercihlerine rağmen, MEB tarafından öğrencilere belli okul türlerinin dayatılması kabul edilemez.  Eğitim Sen olarak sınav sistemi değişikliği ile ilgili yürüttüğümüz ‘Öğrencime Dokunma’ kampanyamızdaki temel eleştirimiz dikkate alınmalı ve kontenjanlar öğrencilerimizin taleplerini karşılayacak şekilde düzenlenmelidir.
MEB’in çocuklarımızın, öğrencilerimizin emeğini yok saymasına ve geleceğini karartmasına seyirci kalmamız beklenemez. Sadece ortaöğretimde değil, eğitimin hiçbir kademesinde öğrencilere ve dolayısıyla ailelerine dayatmada bulunmamalıdır. Öğrencilerin büyük bölümünün talepleriyle taban tabana zıt uygulamalardan derhal vazgeçilmelidir.
Her öğrencinin kendi ilgi ve becerisi doğrultusunda hangi alanda okuyacağını kendisinin belirleyeceği bir eğitim sistemi oluşturulmalı, bunu hedeflemeden atılacak her adımın, eğitimde yaşanan kaosu derinleştirmekten başka bir işe yaramayacağı unutulmamalıdır.
Eğitim Sen olarak öğrencilerimizin eğitim hakkına sahip çıkmaya devam edeceğiz. Okullarımıza, öğrencilerinize ve geleceğimize sahip çıkacağız.