İktidarın Hukuksuz KHK’lerine Boyun Eğmeyeceğiz!

body: 

20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL neredeyse iki yıldır devam etmektedir. Hukuksuz uygulamalarına OHAL’i kalkan yapan siyasi iktidar, hiçbir kaygı ya da engel tanımadan peş peşe çıkardığı kanun hükmünde kararnameler ile hiçbir hukuk kuralı, yasa ya da sınırlama tanımamaktadır. OHAL süresince emekçilerin en temel haklarına ve güvencelerine göz dikenler, emek, demokrasi, barış ve adalet taleplerimizi yayınlanan ihraç kararnameleri ile boğmaya çalışmaktadır.
8 Temmuz tarihinde sabaha karşı Resmi Gazete’de yayınlanan 701. KHK’nin, 4 Haziran 2018 tarihinde yani 24 Haziran seçimleri öncesinde imzalandığı ortaya çıktı. Bu KHK ile 20’si ‘Bu Suça Ortak Olmayacağız’ başlıklı barış bildirine imza atan akademisyen olmak üzere 26 Eğitim Sen’linin de içinde olduğu 60’a yakın KESK üyesi ve çeşitli kurumlardan 18 bin 632 kişi daha kamudan ihraç edilmiştir.
İktidar, özellikle üniversitelere yönelik KHK ihraçları aracılığıyla sadece dünya çapında tanınan ve alanlarında en iyi bilim insanlarını tasfiye etmekle kalmamakta, akademiyi kendi siyasal çizgisinde yeniden inşa etmenin planlarını yapmaktadır. Son ihraç kararları ile birlikte ihraç edilen barış akademisyeni sayısı 404’e çıkmıştır. Barış akademisyenlerinin KHK’ler kullanılarak özel olarak hedef alınması iktidarın barışa, demokrasiye, düşünce ve ifade özgürlüğüne ve akademiye dair tutumunu ortaya koymaktadır.
OHAL döneminde bugüne kadar çıkarılan KHK’lerle 130 bini aşkın kişi fişleme, kurum kanaati, sosyal medya paylaşımları, sosyal çevre soruşturması, sendika üyeliği, banka hesabı vb. gibi normal koşullarda asla suç olarak kabul edilemeyecek gerekçelerle kamudan ihraç edilmiş, hukukun temel ilkeleri ayaklar altına alınmıştır. Özellikle Eğitim Sen ve KESK’e bağlı diğer sendikalardan ihraç edilen arkadaşlarımızla ilgili ortaya somut bir suçlama veya kanıtın konulmamış olması yaşanan ihraçların tamamen siyasi tasarrufla yapıldığını açığa çıkarmaktadır.
Kamudan siyasi tasarruflar sonucunda ihraç edilenlere yönelik olarak sürdürülen haksız ve hukuksuz uygulamalar, hukuksuz şekilde ihraç edilen kamu emekçileri açısından açık bir ‘yargısız infaz’ yaşandığını göstermektedir. 701 sayılı KHK’da yer alan bir belge ile bu durum teyit ve itiraf edilmiştir.
KHK’da ihraç edilenler listesinin 43. sayfasında,  Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nde çalışan beş kamu görevlisinin ihraç gerekçeleri OHAL ihraçlarının neye dayanılarak yapıldığının açık bir itiraf belgesi olmuştur.

Böylece hepimizin bildiği, pratikte yaşadığı yargı ve kolluk soruşturmalarının değil ihbarcılığa dayalı istihbarat bilgilerinin geçer akçe olduğu, hukuk devletinin en sıradan, en asgari ölçülerinden bile eser kalmadığı “devlet” belgeleri arasına girmiş oldu. Öyle ki, birbirine kişisel husumeti olanların, görevde yükselmesi önünde engel görülen kişilerin “kurum kanaati” adı altında ihraç edilmelerinin de mümkün hale geldiği bir devlet sistemi ile karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. Kurum/okul idarecilerinin neredeyse tamamına yakınının yandaş konfederasyonla “iltisaklı” sendikaların üyeleri olması ise çok daha vahim ve kirli bir durumu gözler önüne seriyor.
Bu dönemin kurum ve okul yöneticileri ciddi zan altındadır. Bunu bizler değil hükümetin yayınladığı 701 sayılı KHK gözler önüne seriyor
Siyasi görüşü, etnik kimliği, dini inancı, mezhebi, hatta yaşam tarzı açısından iktidarın belirlediği sınırlar içinde olmayan ya da davranmayan herkes, her kurum OHAL sürecinde hedef haline getirilmiştir. Gelinen aşamada iktidarın antidemokratik uygulamaları karşısında diz çökmeyen kesimlerin ihraçlarla tehdit edilerek, korkutulmaya ve sindirilmeye çalışılması kabul edilemez.
Masa başında siyasi intikam hırsıyla alınan kararlar ve idari tasarruflarla işimizi elimizden alan, geleceğimizi karartmaya çalışanlara karşı en güçlü yanıtı, birlik ve dayanışmamızı büyüterek vereceğiz. Bugün kimsenin önünde asla diz çökmeyeceğimiz, hiçbir zaman mücadele etmekten vazgeçmeyeceğimiz bilinmelidir. Sendikal hak ve özgürlükler mücadelesi yürüttüğü için açığa alınan, ihraç edilen yönetici ve üyelerimiz de “suçlu” değil, sendikalı ve örgütlü olmanın gereğini yerine getiren kamu emekçileri mücadelesinin onurudur.
Eğitim Sen olarak, hukukun en temel ilkelerini ayaklar altına alarak intikam hırsıyla KHK listelerini oluşturanların ve hazırlanmasına katkı sunanların peşini bırakmayacağız.
Nereden ya da kimden gelirse gelsin, örgütlü mücadelemizi hedef alan, her türlü yasa dışı girişim ve saldırıya rağmen, hukuki, fiili, meşru ve örgütlü mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz.
İhraç edilen, açığa alınan tüm üyelerimiz tekrar görevlerine dönene kadar dayanışmayı daha da büyüterek mücadelemizi kesintisiz sürdüreceğiz.
Tüm bu antidemokratik ihraç kararlarına, baskılara karşın bu ülkenin onurlu ve mücadeleci eğitim emekçileri olarak boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Tüm eğitim emekçilerini bir kez daha tüm baskılara rağmen onurlu mücadelesinden vazgeçmeyen Eğitim Sen’de örgütlenmeye, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.
BİZ KAZANACAĞIZ! GERİ DÖNECEĞİZ!