EMEĞİMİZİ VE HAKLARIMIZI SAVUNMAYA DEVAM EDECEĞİZ! 30/09/2020

2020-2021 eğitim öğretim yılı, 21 Eylül 2020 tarihinde yoğun tartışmalar eşliğinde başlamıştır. Okulların açılma tarihi çok önceden belli olmasına rağmen ne yüz yüze eğitim, ne de uzaktan eğitim uygulamalarına tam anlamıyla hazırlık yapmayan Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), yaşanan sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kaldığı görülmüştür.Yeni eğitim öğretim yılına öğrencilerin çok büyük bir çoğunluğu uzaktan eğitimle başlamıştır. Mart ayından bu yana geçen süre içinde, uzaktan eğitimde yaşanan temel sorunlara çözüm üretilmemiştir. Eğitim Bilişim Ağı (EBA)’nın teknik altyapısı güçlendirilmemiş, uzaktan eğitime erişimde yaşanan eşitsizliklere çözüm üretilmemiştir. 22 Eylül 2020 sabah saatlerinden itibaren EBA’ya giriş yapılamamış, okul yöneticileri öğretmenleri farklı programları kullanmaya yönlendirmiştir. Bu da beraberinde öğretmen ve öğrencilerimizde haklı olarak siber güvenlik kaygısı uyandırmıştır. Dahası MEB olası bir güvenlik açığına karşı sorumluluktan kaçan beyanlarda bulunmuştur. EBA’da yaşanan yoğunluk beklenmedik bir durum veya anlık bir sorun olmadığı gibi, uzaktan eğitim başladığında EBA’ya giriş problemi yaşanacağı bilinen bir durumdur.Öğrenci sayıları ve ders programları dikkate alındığında EBA sisteminde belli bir yoğunluğun yaşanacağını öngörmek zor değildir. MEB’in bu duruma dair bir önlem almamasına rağmen, özel okullarda uzaktan eğitimin devam ediyor olması dikkat çekicidir. MEB açısından çocuk işçiliği, milyonlarca öğrencinin uzaktan eğitime erişiminin olmaması gibi konular temel sorun alanları olarak kabul edilmediği için gerekli adımlar da atılmamaktadır.Eğitime en fazla bütçenin ayrılmasına ihtiyaç duyulan bu süreçte Milli Eğitim Bakanı öğretmen maaşlarını külfet olarak görmüş ve zaten enflasyon yükü altında ezdirilen eğitim emekçilerini bir kez daha hayal kırıklığına uğratmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı bu piyasacı anlayışından vazgeçmeli, bilakis eşitsizlikleri ortadan kaldırmaya yönelik öğrenci ve öğretmen lehine politikalar üretmelidir. Eğitim Sen bu tür haksız ve hukuksuz girişimlere sessiz kalmayacak, emeğimizi ve haklarımızı korumak için bütün eğitim emekçileriyle birlikte sonuna kadar mücadele edecektir.Kamu yöneticileri, salgın koşullarında, yürürlükte olan mevzuatı çalışanların lehine yorumlamak ve emekçilerin iş ve yaşam koşullarını geliştirmek durumundadır. Salgın koşullarında sosyal devletin görevi çalışanların haklarını gasp etmek değil, onları desteklemektir. MEB’in bütçesi birçok bakanlığın ve başkanlığın bütçesinin çok altında kalmışken, öğretmen ve öğrencilerin bu süreçte teknik alt yapısını gidermek ve mağduriyetleri önlemek için daha fazla bütçeye ihtiyaç duyuluyorken eğitimde tasarruftan bahsetmek akıl karı değildir. Gerçekten tasarruf edilmek isteniyorsa eğitim emekçilerinin alın terinden, emeğinden ve haklarından değil yersiz yapılan ihalelerden vazgeçilmeli, patronlara ve özel okullara verilen teşvikler son bulmalıdır.Ülkenin kaynakları ‘garanti ödemeleri’ üzerinden kullanmadığımız köprüler, otoyollar üzerinden müteahhitlere, büyük patronlara aktarılırken, yıllardır büyük bir özveri ile çalışan öğretmenlerin emeklerinden tasarruf yapılmasını kabul etmemiz mümkün değildir. Telafi döneminde yapılan tüm derslere karşılık olarak ek ders ücreti ödemesi yapılmalıdır. Uzaktan eğitimde derse hazırlık ve planlama ücreti artırımlı olarak ödenmelidir.Öğretmenlerin uzaktan eğitim sürecinde harcadığı emek ve çaba dikkate alınarak ödenen ek ders ücretinde artırıma gidilmesi gerekirken, kesinti yapılmaya çalışılmasını kabul etmiyoruz. Bu konuda hukuksal yollara başvurduğumuzu ve her tür demokratik hakkımızı kullanacağımızı ilan ediyoruz.Bu Süreçte MEB tarafından bize anlatılanlar:*Tüm sorunlara hakim ve sorunları çözen bir eğitim anlayışı vardır.*Uzaktan eğitime dair sorun yok. En iyisi biziz.*Eğitime erişemeyen az sayıda öğrenci var.*Öğretmenler ve öğrenciler uygulamalardan memnun.*Eğitime yeterli kaynak ayrıldı.Gerçekte var olan durum ise şu şekildedir.*Ciddi sorunlar göz ardı ediliyor.*Uzaktan eğitime erişimde, içerik ve kullanım açısından büyük sorunlar var.*Milyonlarca öğrencinin uzaktan eğitime erişimi yok. Bu sayı yaptığımız araştırmalara göre yüzde 70’in üzerindedir.*Uzaktan eğitimde yaşanan eşitsizlik öğrencilerin gelecek umutlarını sekteye söndürüyor.*Bu eşitsizlik öğrencilerin aynı sınavlara tabi tutulmasıyla daha somutlaşıp derinleşecek.*Eğitim hak olmaktan çıkıp ayrıcalık haline geliyor.*Eğitime kaynak ayırmak yerine, hayırseverle ve yardım kampanyalarına başvuruluyor.Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası olarak taleplerimiz şunlardır.MEB, acilen bütün tedbirleri alarak yüz yüze eğitime geçmelidir.Uzaktan eğitimle ilgili olarak yaşanan erişim sorunlarına acilen çözüm üretilmeli, öğrenci ve öğretmenlerin teknik ve donanım eksiklikleri derhal giderilmelidir.Öğretmenler, EBA dışında uzaktan eğitim için kullanılan canlı platformlara girmeye zorlanmamalıdır. Söz konusu canlı iletişim platformları ile bakanlık, il/ilçe milli eğitim müdürlükleri anlaşma imzalanmalı, öğretmenler ve öğrenciler ancak söz konusu anlaşmadan sonra bu platformları kullanmalıdır.Uzaktan eğitimde öğretmenlerin canlı derse hazırlık için çok daha fazla emek ve zaman harcadığı düşünüldüğünde, derse hazırlık ücretleri arttırımlı olarak ödenmelidir.Rehber öğretmenler kendi görevlerinin gerektirdiği iş ve işlemleri uzaktan da yapabildiklerinden ek ders için okula gelmek zorunda bırakılmamalıdır.Uzaktan eğitimde bütün öğretmenlerin maaş karşılığı girmek zorunda oldukları ders sayısı düşürülmeli ve eşitlenmelidir.Öğretmenleri mesai saatleri dışında ve hafta tatillerinde ders yapmaya zorlayan her türlü uygulamadan vazgeçilmelidir.Eğitim Sen olarak yaptığımız ve yapacağımızı girişimler üzerinden MEB’in hukuksuz uygulaması ile ilgili işlemlerin iptal edilerek, öğretmenlerin yaşadığı hak gasplarının önüne geçecek adımları atacağız. Sorunun en kısa sürede çözülmemesi durumunda haklarımızı demokratik, yasal ve meşru yollarla korunmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz.