Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 60

Yeni vaka sayılarında yaşanan artışı kaygı ile izlemekteyiz. Salgınla ilgili son durumun ilgili kurumlarca yeniden değerlendirilmesi ve alınması gereken önlemlerin hızlıca yaşama geçirilmesi gereken bir dönemden geçmekteyiz. Yükselen yeni vaka sayılarını uyarı olarak kabul etmek ve yeni duruma uygun düzenlemeler yapmak gerekmektedir. Ancak, siyasi iktidarın ve karar almak durumunda bulunan sorumlu kurumların hızla hareket etmek yerine, beklemeyi tercih ettiklerini görmekteyiz. Önlem almadan geçirilen her günün vaka sayılarında artış ve salgının yayılmasının artması anlamına geldiğini unutmamak gerekmektedir. Bu nedenle, Bilim Kurulu ve ilgili kurumları hızlı hareket etmeye, siyasi iktidarı da gerekli önlemleri almaya davet ediyoruz.Siyasi iktidarın muhalefeti kontrol altına almak için kullandığı araç ve siyaset dilinin yaşanan gerilimi artırdığının farkındayız. Bu gerilim siyasetinin bilinçli olarak tercih edildiği ortadadır. Temel hakların ve özgürlüklerin kısıtlandığı böyle bir dönemde demokrasi ve özgürlükleri savunmak,  onlar için mücadele etmek emek örgütlerinin temel sorumluluğudur.Bugünün Gündemi:

  1. Milli Eğitim Bakanı, 3 gün sonra yapılacak olan LGS’de alınan sağlık önlemleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Yapılan açıklamalarda özellikle sınav yapılan okul ve derslik sayısında yaşanan artışın altı çizildi. Milli Eğitim Bakanı geçen yıl 3870 okulda sınav yapılırken bu yıl bu sayının 18 bin okula çıktığını ifade etti. Ancak, yapılan bu açıklama bazı okullardaki sınav salonlarında 18-20 arasında öğrencinin sınava gireceğiyle ilgili bilgilerin doğru olmadığı anlamına gelmiyor. İllerin ve ilçelerin öğrenci mevcutları ile her okulda sınava girecek öğrenci sayısının aynı olmamasından dolayı, sınav salonlarında bulunacak öğrenci sayısı da farklı olacaktır. Sınav yapılacak okullar, öğrencilerin, velilerin ve öğretmenlerin kaygılarının giderilmesi için sınav salonlarında bulunacak öğrenci sayısını ilan etmelidir. Bu bilgiye sahip olmak hem öğretmenlerin, hem de öğrenciler ve velilerinin hakkıdır.
  2. Salgınla ilgili gelinen aşama, önceden alınmış her kararın yeniden değerlendirilmesi ve güncellenmesini zorunlu hale getirmektedir. Bu bağlamda, 22 Haziran’da başlayacak olan öğretmenlerin Haziran 2020 mesleki çalışmalarının, okullarda yüz yüze yapılması kararı da mutlaka MEB tarafından yeniden değerlendirilmelidir. 1 milyon civarında öğretmenin okullara gitmesinin yaratacağı trafik yoğunluğu, fiziki mesafenin sağlanmasının mümkün olmadığı okulların toplantı salonlarında uzun saatler bulunma gibi durumlar salgının yayılmasına neden olabilir. Bu nedenle, MEB mesleki çalışmaların uzaktan yapılmasına dair karar almalıdır.
  3. Talim ve Terbiye Kurulu’nun 23 Mart 2020 tarihli kararıyla mesleki ve teknik Anadolu liselerinde beden eğitimi dersi, beden eğitimi ve spor, görsel sanatlar ve müzik dersleri arasında seçmeli olarak belirlenecek bir ders haline getirilmiştir. Yapılan değişiklikle sanat ve spor derslerinin toplam saatleri azaltılmıştır. Bu derslerin öğrencilerin sağlıklı gelişimleri açısından vazgeçilmez olduğu unutulmamalıdır. Öğrencilerin, her alanda yaşama hazırlanması yasalarla MEB’e verilmiş bir görevdir. Bu değişiklikle, bir taraftan öğrencilerin eğitim hakkı, diğer taraftan da bu derslerin öğretmenleri açısından sorun oluşmaktadır. Bu durumun düzeltilmesi için MEB’e gerekli başvuruyu yapacak, konuyu takip etmeye devam edeceğiz.
  4. Uzaktan eğitim 19 Haziran 2020 tarihinde sona erecek. MEB yöneticilerinin, uzaktan eğitimin yaz aylarında da devam edeceğine dair açıklamalarından sonra, bazı okul yöneticileri tarafından bu durum yaz tatili döneminde de öğretmenlerin canlı ders yapacağı algısına ve buna dönük hazırlık yapılmasına neden oldu. Uzaktan eğitimle ilgili amaç-araç ilişkisi başta olmak üzere ayrıntılı bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. Uzaktan eğitimle ilgili yaşadığımız dönemin bilimsel bir değerlendirilmesi yapılmadan, var olanın kusursuz olduğu kabulü ile ilerleme sağlamak mümkün değildir. MEB’in öncelikle uzaktan eğitimle ilgili verileri paylaşması, bunun ardından da öğretmenlerin bu konu hakkındaki görüşlerini alması gerekmektedir.
  5. Cumhuriyetin ilk milli eğitim bakanlarından Mustafa Necati adına açılan kültür evinin adının değiştirilerek Nuri Pakdil Edebiyat Müzesi’ne dönüştürülmesi basit bir isim değişikliğinden çok daha öte anlamlar taşımaktadır. Kamu yöneticilerinin işlerini yaparken tüm toplumsal kesimlere eşit mesafede durması kamu hizmetinin doğası açısından vazgeçilmezdir. Yapılan değişikliği tarihi ve siyasal arka planından bağımsız değerlendirmek mümkün değildir. Bu konuda öncelikle ilgili bakanlıklar adım atmalı ve söz konusu bina yeniden Mustafa Necati Kültür Evi olarak açılmalıdır.

Kamuoyuna Saygıyla SunarızEĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU