Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 56

Resmi istatistiklere ve siyasi iktidarların sözcülerinin cümlelerine bakıldığında, ülkemizde işsizlik, yoksulluk, yaşam pahalılığının yaşanmadığı düşünebilir. Dün (10 Haziran 2020), TÜİK tarafından açıklanan işsizlik oranlarına değerlendirildiğinde, Mart ayı itibariyle işsiz sayısının azaldığı düşünebilir. DİSK, İLO’nun da kullanıldığı, eşdeğer tam zamanlı istihdam kaybı yöntemini kullanarak geniş tanımlı işsizliği yeniden hesapladı. DİSK tarafından, TÜİK’in dar tanımlı işsizlik oranı ve sayısının Covid-19’un yarattığı depremi yansıtmayacak kadar düşük olduğu açıklandı.Siyaset alanında yaşanan gerilimin TBMM Genel Kurulu’na yansımış olması önümüzdeki dönemin yoğun ve sıcak geçeceğini göstermektedir. Hala gözaltında gazeteciler olması ve milletvekilliklerinin düşürülmesi, demokratik muhalefeti sınırlandırmaya dönük hamleler olarak son dönemde atılan adımlardı. Emek örgütleri olarak sendikalar, emekçilerinin hakları ile demokrasi arasındaki ilişkiyi çok iyi bilirler. Bu içsel ilişkiden dolayı da sendikalar emek ve demokrasi mücadelesini birlikte sürdürürler. Önümüzde haklarımız ve özgürlüklerimiz için mücadeleyi yükselteceğimiz bir dönem olduğunun farkındayız.Adıyaman Şube Kadın Sekreterimiz Ayşegül Yücetaş ve ihraç üyemiz Celal Demirci, 5 Haziran 2020 günü gözaltına alınmış ve 10 Haziran tarihinde tutuklanmışlardır. Tutuksuz yargılamanın esas olması ve arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılması gerekmektedir.Bugünün Gündemi:

  1. YÖK, dün (09 Haziran 2020) Lisansüstü Eğitim ve Öğretim Yönetmeliği’nde değişiklik yaparak, tez döneminde olanlara salgın ve afetten dolayı iki döneme kadar ek süre verilmesi ve bunun da azami süreden sayılmamasıyla ilgili bir düzenlemeyi yönetmeliğe ekledi. Salgının başladığı dönemde uzaktan eğitime erişim sorunu nedeniyle kayıt dondurma hakkıyla ilgili bir düzenleme yapılmıştı. Ek sürenin kapsamı, daha önce kayıt donduranları da içerecek şekilde, sadece tez döneminde olanların değil, tüm lisansüstü eğitim yapanların yararlanacağı bir biçimde genişletilmelidir.
  2. Öğretmenin çalıştığı köyde kalarak sadece öğrencilerin değil köy halkının da gelişimine katkı sunması temel bir politika olarak uzun yıllar kullanılmış ve bundan dolayı da köy öğretmeninin ücretsiz kalacağı konutlar yapılmıştır. 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 87. maddesi bunu düzenlemektedir: “İlköğretim okulu öğretmenlerinin oturmaları için yapılmış ve yapılacak konutlardan köylerde olanlar, öğretmenlere parasız olarak tahsis olunur ve başka iş için kullanılamaz.”. Kentlerin büyükşehir belediyesi olmasıyla birlikte köylerde mahalleye dönüşmüştür. MEB Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü, mahalleye dönüşen köylerde bulunan lojmanlarda oturan öğretmenlerden, 2016 tarihli Maliye Bakanlığı yazısını ilgi tutarak ücret alınması gerektiği anlamına gelen bir yanıtı, soru üzerine ilgili il milli eğitim müdürlüğüne göndermiştir. Köy öğretmeninden lojman ücreti alınması köy öğretmenine tarihsel olarak yüklenen anlama da 222 sayılı Yasa’nın ruhuna da aykırıdır. Bu konu ile ilgili acil düzenleme yapılmalıdır.
  3. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, yeni bir karar alınmaz ise, 15 Haziran Pazartesi günü açılacak. Bu merkezlerde verilen eğitim hizmetini alanların özellikleri ve gereksinimleri dikkate alındığında fiziksel mesafenin sağlanmasının mümkün olmadığı görülecektir. Ayrıca, bu merkezlerden hizmet alanların bir bölümünün de kronik rahatsızlıkları olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Bu alanda örgütlü olan ÖZRÖ-DER’in de bu konuda alınan kararın gözden geçirilmesi talebi mutlaka dikkate alınmalıdır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinin açılışları salgın bitene dek ertelenmelidir.
  4. MEB Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikler bugün (11 Haziran 2020) Resmi Gazete’de yayınlandı. Yapılan değişiklikle yönetmeliğe “Olağanüstü durumlarda eğitim ve öğretime ara verme, sınıf geçme ve öğrenci başarısının değerlendirilmesi” maddesi eklendi. Yapılan değişikle telafi eğitimlerinin hafta sonları da dâhil yapılması düzenlenmiş oldu. Genel olarak eğitim emekçilerinin, özel olarak da öğretmenlerin dinlenme hakkını eğitim yöneticilerinin inisiyatifine bırakan bu türden düzenlemelerin gelecekte çalışanlar açısından sorun çıkarma olasılığı yüksektir. Tüm emekçiler için dinlenme hakkı, anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bir haktır. Bu hakla ilgili belirsizlik ve keyfiyet yaratma olasılığı olan düzenlemelerin iptal edilmesi gerekmektedir.
  5. 18 Mart tarihinde ataması yapılan ancak hala göreve başlatılmayan 20.000 öğretmen arkadaşımızın yaşadığı mağduriyet devam ediyor. Arkadaşlarımızın 22 Haziran tarihinde kararnamelerinin atandıkları illere gönderileceği açıklandı. MEB, yapılan bir başvuru sonucu, arkadaşlarımızın atandıkları okullarda mesleki çalışmaları yapmalarının kararlaştırıldığını bildirdi. Bu durum zaten mağdur olan arkadaşlarımızı yeni sorunların beklediğini göstermektedir. Öncelikle, salgının devam ettiği koşullarda kalacak yer ayarlamak mümkün olmayacaktır. Ayrıca, tüm öğretmenlere istedikleri illerde mesleki çalışma yapma hakkı verilirken, arkadaşlarımıza bu hakkın tanınmamış olması eşitsizlik yaratmaktadır. MEB, öğretmenlerin ekonomik ve özlük haklarının başlangıcı olarak göreve başlama tarihini değil, atama tarihini esas almalıdır.

Kamuoyuna Saygıyla SunarızEĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU