Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 42

Dört günlük bir aradan sonra yeniden birlikteyiz. Tüm eğitim ve bilim emekçilerine, öğrencilerimize ve halkımıza esenlikler dileyerek kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Ülke gündeminin olabildiğince iç siyasetin tartışmaları ve gerilimleri ile dolu olduğu bir dönemden geçmekteyiz. Yaşanmakta olan gerilimlerin önümüzdeki dönem ortadan kalkmasının mümkün olmadığını, aksine artarak devam edeceğini öngörmek zor değil. Siyasi iktidarın, yitirmekte olduğu seçmen ve kamuoyu desteğini yeniden kazanmak için uyguladığı politikaları değiştirmek yerine elinde bulundurduğu kamu yönetimi yetkilerini muhalefeti etkisizleştirmek için kullanması bu dönemin temel özelliği haline geldi. Çoğunlukla siyasi iktidar tarafından yapılandırılan tartışmaların iki temel hedefi olduğu görülüyor. Birinci hedef ekonomik krizin görünür olmasını ve gündem olmasını engellemek. Siyasi iktidarın ikinci hedefi ise güç ve destek yitimini engelleyerek, durumunu güçlendirmek. Kendisine muhalefet eden kesimleri etkisizleştirmek üzerine kurulu bir stratejiyi izleyen siyasi iktidara karşı emek ve demokrasi güçlerinin ortaya koyacağı mücadele ve bir araya gelme iradesinin sürecin gidişatını belirleyeceği açıktır. Eğitim Sen, bu konuda üzerine düşen tarihsel sorumluluğu yerine getirecek; emek, barış ve demokrasi mücadelesinin yükseltilmesinde yerini tereddütsüz şekilde alacaktır.
Bugünün Gündemi:
18 Mayıs 2020 tarihinde yapılan kabine toplantısı sonrasında, 2019-2020 öğretim yılının yüz yüze eğitim bölümünün tamamlandığı ve okulların Eylül ayında açılacağı açıklandı. MEB ise daha sonra yaptığı açıklama ile uzaktan eğitimin 19 Haziran tarihine kadar devam edeceğini belirtti. Bu kararın alınmasında sağlıkla ilgili önlemlerin belirleyici olduğu açıktır. Haziran ayında okulların açılmasının mümkün olmadığı koşullarda LGS ve YKS’nin uygulanmasında ısrar edilmesi doğru değildir. Öğrencilerimizin eğitim hakkı ve sağlığı için LGS ve YKS salgın bitene dek ertelenmelidir.
3 Nisan 2020 tarihinde yapılan değişiklikle ücretli öğretmenlere ek ders ücreti ödemesi yapılmaktadır. Telafi eğitiminde ayrıca ücret ödenmeyeceği ve bu eğitimde görev almayanlara yapılan ödemelerin de geri alınacağı aynı değişiklikle düzenlenmişti. Okulların Eylül ayına kadar kapalı olması ücretli öğretmenlerin durumunun ne olacağı ile ilgili tartışma başlatmıştır. MEB, uzaktan eğitimi yüz yüze eğitim olarak kabul etmeli ve ücretli öğretmenlerden ücret iadesi alınmasını engellemelidir.
18 Mart 2020 tarihinde ataması yapılan öğretmen arkadaşlarımızın göreve başlamak için bekleyişinin 9. haftası bugün bitiyor. Okulların Eylül’de açılacak olması arkadaşlarımızın göreve ne zaman başlayacağı ile ilgili belirsizliği artırmıştır. Konuyla ilgili MEB’in açıklama dahi yapmamış olmasını anlamak mümkün değil. MEB’de göreve başlamak için çalıştıkları işlerden de ayrılan öğretmen arkadaşlarımız ve ailelerinin yaşadığı mağduriyet her geçen gün artmaktadır. Öğretmen arkadaşlarımızın göreve başlatılmamasının hukuki dayanağı yoktur. Atanan arkadaşlarımız 18 Mart tarihinden itibaren MEB personelidir ve artık bekletilmeden göreve başlatılmaları gerekmektedir.
MEB Personel Genel Müdürü, öğretmenlerin hizmet puanlarının hesaplanmasında değişiklik yapıldığını ve kısa süre içerisinde de yapılan değişikliklerin Resmi Gazete’de yayınlanacağını açıkladı. Hizmet puanı mezuniyet durumu, yayınlanan bilimsel çalışma veya öğretmenlerin katıldıkları diğer faaliyetlere göre değil yapılan işe göre ve işin yapıldığı yere göre alınmaktadır. Hizmet puanında sözü edilen değişiklikler öğretmenler arasında, meslekten bağımsız puan alınmasından dolayı eşitsizlik yaratacaktır. Öğretmenlerin eşit koşullara sahip olmadıklarının unutulmaması gerekmektedir. Ayrıca bu durumun öğretmenler arasında rekabeti ve yarışmayı artıracağı açıktır. Hizmet puanı hesaplamasında değişiklik yapılmasından vazgeçilmelidir. Öğretmenler arasında eşitsizlik yaratacak ve öğretmenlerin rekabet etmesine neden olacak her tür uygulamadan uzak durmak gerekmektedir.
Mardin Mazıdağı İlçe Milli Eğitim Müdürü’nün EBA kullanım oranlarının artırılmasına dönük eğitim yöneticilerine attığı mesaj tartışılmaya devam etmektedir. Atılan mesajın içeriğini de kullanılan dili de kabul etmemiz mümkün değildir. Eğitim yöneticileri EBA kullanımını bir yarışa dönüştürmüştür ve bu yarışı da kazanmak için öğretmenlere baskı yapma hakkını kendilerinde görmektedir. MEB, acilen bu duruma müdahale etmeli ve bu gidişe dur demelidir. Uzaktan eğitim öğretmenlere dönük baskı ve kontrol aracı olmamalıdır. Eğitim Sen diyor ki; yarışma yok dayanışma var, rekabet yok iş birliği var.
İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde uzaktan erişimle düzenlenen bir hizmet içi etkinliğe katılan öğretmen ekran karşısında çay içtiği için şikâyet edildi. Yapılan şikâyetin ardından öğretmen arkadaşımızı arayan bir eğitim yöneticisi de Ramazan ayında çay içmenin doğru olmadığı konusunda öğretmen arkadaşımızı uyarmak cüretini gösterdi. Bu akıl almaz şikâyeti yapan da yapılan şikayet sonrasında öğretmeni arayan eğitim yöneticisi de Ramazan ayında çay içilmesini kendilerince suç olarak görmektedir. Türkiye’nin laik bir ülke, eğitimin de kamusal bir hizmet olduğu unutulmamalıdır. Ramazan ayında çay içilmemesi gerektiğini düşünen ve toplumsal yaşamın kendi normlarına göre düzenlenmesi için yönetim yetkisini kullanan bu yaklaşımı kabul etmemiz mümkün değildir. MEB’in öğretmeni arayan eğitim yöneticisi ve şikâyet eden hakkında acil inceleme başlatması gerekmektedir. Eğitin Sen olarak karanlığa karşı aydınlığı savunmaya devam edeceğiz.
Kamuoyuna Saygıyla Sunarız
EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU