Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna / Eğitim Günlüğü 3

  1. Milli Eğitim Bakanı katılmış olduğu programların tamamında okulların kapalı kalacağı sürenin uzaması durumunda ne olacağı ile ilgili sorulara, gerekli hazırlıklarının olduğu ve farklı senaryolar üzerinde çalıştıklarını söyleyerek yanıt veriyor. Ancak ne bu alanda çalışanları temsil eden sendikalar, ne de veli örgütleri başta olmak üzere diğer kesimler, bu planlar ve senaryoların ne olduğuna dair bir fikre ve bilgiye sahip değiller. Israrla talep etmemize rağmen, sürece dahil edilmiyor olmamızın nedenlerini anlayabilmiş değiliz. Sendikaların ve diğer toplum kesimlerinin sürecin sağlıklı sürdürülmesi için sunacağı katkıların önü bir an önce açılmalıdır. Bu zor dönemde sorumluluk almak ve yürütülen faaliyete katkı sunmak için yapılan çağrıların yanıtsız kalmış olması kabul edilebilir bir durum değil. Bu nedenle, MEB ve YÖK’e yaptığımız çağrımızı yineliyoruz: Gelin bu süreci birlikte, dayanışma ve ortak akılla sürdürelim.
  2. Bu zor dönemde eğitim alanında en fazla mağdur olan üç kesimden söz etmek mümkün ; ücretli öğretmenler, usta öğreticiler ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışan 32 bini öğretmen olmak üzere 60 Bin çalışan. Bu kesimlerin yaşadığı mağduriyeti ısrarla kamuoyunun bilgisine ve ilgisine sunulmasına rağmen çözüm bulanacağına dair bir işaret görünmemektedir. Bir gecede büyük mevzuat değişikliklerin yapıldığı bir dönemde, bu kesimlerin “düzenlemeler böyle” gerekçesi ile göz göre mağduriyetlerinin devam etmesini doğru bulmuyoruz, kabul etmiyoruz.

Milli Eğitim Bakanının bugün (21.03.2020) katılmış olduğu bir TV programında bu konu ile ilgili sorulan soruya somut bir yanıt vermek yerine, açıklanan ekonomik destek paketinden kimi kesimlerle ilgili talepte bulunduklarını ifade etmekle yetinmiştir. Hakkında talepte bulunulan kesimleri sıralarken de özel öğretim alanı ve velileri örnek olarak vermesi, ücretli öğretmenlerden, usta öğreticilerden ve rehabilitasyon merkezlerinde çalışanlardan söz etmemesi ise soru işaretlerinin ve kaygıların artmasına neden oldu. MEB ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlıkları ile görüşerek önümüzdeki dönemde bu sorunların çözümü için gerekli girişimleri yapacağımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.

  1. MEB, tüm uyarılarımıza rağmen meslek liselerinin bir bölümünü açık tutarak, öğretmen ve öğrencilerin okulda bulunarak çalışmaya devam etmesini sağlıyor. Kuşkusuz, salgın tehdidine karşı bütünlüklü mücadele esastır ve tüm kesimler burada üzerini düşeni yapmalıdır. Ancak, gerekli koşulların sağlandığı, önlemlerin alındığı ve mesleğinde profesyonel çalışanlar tarafından üretilmesi gereken malzemenin, öğretmen ve öğrencilere ürettirilmesi doğru bir tutum değildir.

Meslek liselerini okul olarak değil, işletme olarak gören bu yaklaşım, öğretmen ve öğrencileri de çalışan olarak görmektedir. Şimdi de İstanbul’da bulunan 7 okul ;  Beşiktaş Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi,  Çekmeköy Taşdelen İSO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Beyoğlu İTO Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Maltepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Pendik Melek Aknil Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Fatih Selçuk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ve Beşiktaş Rüştü Akın Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tek kullanımlık önlük ve tulum üretmeye başladı. MEB’e öğretmen ve öğrencilerle ilgili tedbir kararlarının ayrımsız uygulanması çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.

  1. 20 Mart 2020 tarihinde yayınlamış olduğumuz Eğitim Günlüğü-2 Madde 4’de, önümüzdeki dönemde MEB tarafından yapılması planlanan 2 sınava (Bursluluk ve LGS) dikkat çekerek, bunlarla ilgili yeni bir planlamaya ihtiyaç olabileceğini belirtmiştik . MEB, uyarılarımızı dikkate alarak,  25 Nisan tarihinde yapılacak olan “Bursluluk” sınavına 6 Haziran 2020 tarihine erteledi. Ancak takvime göre, 7 Haziran tarihinde de “Merkezi Sınavla Öğrenci Alan Ortaöğretim Kurumları Sınavının” yapılacağı dikkate alındığında burada bir sıkışma yaşanacağı açıktır. Ayrıca, salgın tehdidinin seyrinin ne olacağının bilinemiyor olması da, Ayrıca planlama yapmayı güçleştiren bir durumdur. Bu nedenle, önerimiz sınavların, yapılacakları ı  tarihler sonradan belirlenmek üzere, ertelenmesi ve durumun MEB ve ilgili kesimlerin ortak oluşturacağı kurullarla değerlendirilmesidir. Eğitim Sen bu konuda sorumluluk alacağını kamuoyuna bildirir.
  2. Ortaöğretim Genel Müdürlüğü tarafından bu dönemde dijital ortamda katılımın olacağı “Evde Kodluyorum” ve “ Kitap Okuma-Eleştirel Bakış” olacağı iki adet yarışma  yaşama geçirilecek. Yaşanılan bu olağanüstü dönemde öğrencilerin eğitimden kopmaması için böylesi bir etkinliğin düzenlenmesi kabul edilebilir olsa da, katılımın sadece dijital ortamda olacak olması öğrenciler arasında eşitsizlik yaratma olasılığına sahiptir. Tüm öğrencilerin eşit teknolojik olanaklara sahip olmadığı düşünüldüğünde, yapılması gereken tüm öğrencilerin eşit koşullara sahip olmasını sağlamak olmalıdır. Bu nedenle, MEB olanağı olmayan öğrencilere bunu sağlamak için adım atmalıdır.
  3. MEB, 13 Mart tarihli makam onayı ile 3-4 Nisan 2020 tarihlerinde yapılması planlanan “Eğitim ve Ahlak” kongresinin iptal edildiğini resmi yazı ile il milli eğitim müdürlüklerine gönderdi. Bu kongrenin yapılmasının yaratabileceği olumsuzlukları kamuoyu ile paylaşmıştık. Burada dikkat çekici olan nokta ise, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanının, bu iptali makam onayının alındığı tarihten iki gün önce kişisel sosyal paylaşım hesaplarından duyurmuş olmasıdır. Kamu kurumlarının ve yöneticilerinin olması gereken işleyişinin dışına çıkmasının yarattığı keyfiyetin olumsuz sonuçlarını defalarca gözlemlediğimiz için, bu konuda hassas davranılması gerektiğini belirtmek isteriz.

EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU