Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna… Salgın Günlerinde Eğitim 8

body: 

Salgınla ilgili her akşam açıklanan veriler bile yaşadığımız sorunun büyüklüğünü ve ciddiyetini ortaya koyuyor. Salgınla mücadelenin bireylere bırakılmasını ve sadece maske takma tavsiyesine indirgenmesini eleştirmeyi sürdüreceğiz. Sonuç olarak salgın bir halk sağlığı sorunu ve salgınla mücadelede alınacak önlemler de ancak halk sağlığı uzmanları ve ilgili bilim insanlarının önerilerine ve görüşlerine göre belirlenmeli. Alınacak önlemler genel ve uygulanabilir olmalı, istisnalara izin verilmemeli. Örneğin, kalabalık ortamlar salgının yayılmasını artırıyor ve sınavlar bu konuda sorun yaratıyorsa istisnasız tüm sınavlar ertelenmeli.
Bugün (10 Eylül 2020 ) açıklanan “resmi” işsizlik rakamları bile yaşanan ekonomik krizin yıkıcı etkilerini ortaya koymaktadır. Ekonomik krizin salgınla birleşmesi sonucunda oluşan tablo yoksulluğun tabana yayılmasına, yoksullaşmanın genişlemesine neden olmakta. Bu durumla mücadelenin başlangıç noktası da sosyal devlet bakış açısından hareketle alınacak önlemlerle kamunun en fazla gereksinimi olandan başlayarak tüm sosyal kesimleri desteklemesi olmalıdır. 2021 Bütçesi bu anlamda tüm sosyal kesimlerin katılımı ve söz hakkıyla demokratik şekilde oluşturulmalıdır. Eğitim Sen’in bu konuda ısrarlı bir çaba içinde olacağını kamuoyunun bilgisine sunarız.
Tutuklu gazetecilerin dün (09 Eylül 2020) yapılan duruşması sonrasında özgürlüklerine kavuşmaları olumlu bir haber olsa da bir taraftan bu kadar süre boyunca cezaevinde kalmaları diğer taraftan da hala siyasi düşüncelerinden veya yaptıkları haberlerden dolayı cezaevlerinde olanları dikkate aldığımızda bir burukluk yaratıyor. Siyasi iktidarın muhalefet üzerindeki baskılarının son bulması için geniş bir kesimin demokrasi mücadelesinde birleşmesi zorunluluk olarak görünmektedir. Eğitim Sen bu tarihsel ve toplumsal sorumluluğunun gereğini mutlaka yerine getirecektir.
Bugünün Gündemi:

  1. İlkokul 1. sınıfların ve okul öncesi öğrencilerinin yüz yüze eğitime başlayacağı tarih olan 21 Eylül 2020 yaklaştıkça bu konudaki tartışmalar da devam ediyor. Son günlerde en yoğun tartışılan konulardan biri de yüz yüze eğitime başlayacak öğrencilerin velilerine okul yönetimlerinin imzalatmak istedikleri taahhütname. Okul yönetimlerinin ve genel olarak eğitim yöneticilerinin, sorumluluğu kendileri almak yerine velilere bırakmaları anlamına gelen bu uygulamayı kabul etmemiz mümkün değil. Devletin görevi sağlıkla ilgili tüm önlemleri almaktır. Okullara sağlık görevlileri atamak, sağlık altyapısını ve sağlık çalışanlarını güçlendirmek yerine, sorunu velinin çözmesini beklemek gerçekçi de değildir. MEB veliye taahhütname imzalatma uygulamasına son vermelidir.
  2. 1 Eylül tarihinde ataması yapılan arkadaşların kararnameleri hâlâ hazırlanmadı. Öğretmenlik mesleğine başlamak için sabırsızlanan arkadaşlarımızın kararnamesi hazırlanmadığı gibi ne olacağına dair bir açıklama dahi yapılmadı. 18 Mart tarihinde ataması yapılan, ancak aylarca göreve başlatılmayan arkadaşlarımızın yaşadığı mağduriyetlerin 1 Eylül tarihinde atanan öğretmen arkadaşlarımız için de tekrarlanmaması için MEB hızla adım atmalı, kararnameleri göndermelidir. Unutmayın, arkadaşlarımız 1 Eylül tarihinden itibaren MEB personelidir.
  3. Öğretmenlerin, diğer tüm çalışanlar gibi, çalışacakları yeri seçme hakkı temel bir haktır. İl dışı isteğe bağlı tayinlerde yeterli sayıda açık ilan edilmemesi bu hakkın kullanımını fiili olarak engellemiştir. Atanacakları yeri seçme talebinde ısrarcı olan arkadaşlarımız uzun bir süredir MEB’e seslerini duyurmaya çalışmakta, mağduriyetin sonlanması için girişimlerde bulunmakta, görüşmeler yapmaktadır. Bu arkadaşlarımızın taleplerinin gerçekleşmesi kimseyi mağdur etmeyeceği gibi kamu zararı da oluşturmayacaktır. MEB’in hızla bu haklı talebin gereğini yerine getirmesi gerekmektedir.

Kamuoyuna Saygıyla Sunarız
EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU