Eğitim Sen’den Basına ve Kamuoyuna… Salgın Günlerinde Eğitim 13

body: 

Eğitim Sen, salgının başından itibaren bu ağır koşulların üstesinden gelmek ve salgında kimseyi geride bırakmamak açısından, toplumsal mutabakat ve dayanışmanın önemine işaret etmektedir. Siyasi iktidar ise salgın koşullarında dahi kendi iktidarının devamı için muhalefete uyguladığı baskı ile tüm gelişmeleri kontrol altına almaya çalışmaktadır. Yaşanan derin ekonomik krizin ve her geçen gün yükselen işsizliğin politik sonuçlarının kendisi için oldukça olumsuz olacağı gerçeğinden hareketle muhalefete uyguladığı baskıyı artırmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında verdiği “yeniden yargılama” kararına yerel mahkemenin uymaması, içine girilen yeni dönemin özelliklerini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarının dahi uygulanmaması tüm emek, barış ve demokrasi güçleri ve hukukun üstünlüğü ilkesini benimseyen tüm toplumsal kesimler tarafından hassasiyetle değerlendirilmelidir.
Soma ve Ermenek’ten Ankara’ya yürümek isteyen maden işçileri sadece kendileri için değil, tüm emekçilerin hakları için yürüyor. Sermayenin çıkarlarını korumak adına işçilerin yürüyüşleri engelleniyor. Petrol-İş tarafından alınan grev kararları ise siyasi iktidarın ertelemesiyle uygulanamaz hale getirilmeye çalışılıyor. Ancak emekçilerin mücadelesi tüm bu engelleri aşacak güçtedir. Patronların çıkarı için maden işçilerinin önüne konulan barikat da grev yasakları da ancak güçlü bir sınıf dayanışması ile kalkacaktır.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, salgın koşullarında gelirleri kesilen özel tiyatrolara destek kapsamında sahne sağlamaktadır. Bu kapsamda özel bir tiyatro topluluğu tarafından Dario Fo’nun “Yüzsüz” oyununun “Beru” ismiyle Kürtçe sahneye konulmasına kaymakamlık tarafından “genel kamu düzenini bozacağı” gerekçesiyle yasak getirildi. Bir tiyatro oyununun Kürtçe olduğu için yasaklanmasını anlamak ve kabul etmek mümkün değil.  Bu yasağın acilen kaldırılması ve oyunun sahnelenmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekmektedir.
Bugünün Gündemi:

  1. Bilim Kurulu bugün (14 Ekim 2020) toplanıyor. Umarız halkın bilgiye ulaşma hakkını esas alırlar ve salgınla ilgili tüm verileri günlük olarak kamuoyu ile paylaşmaya başlarlar. Ancak toplantıda, okullarda yüz yüze eğitimin genişlemesiyle ilgili bir gündem maddesi görüşülmemelidir. Yüz yüze eğitime hızla geçmek önceliğimiz ancak, salgının belirli oranda kontrol altına alınmadığı ve yeni vaka sayılarının olması gereken sayının altına inmediği koşullarda oldukça temkinli, titiz ve planlı davranmak gerekmektedir. Üstelik yüz yüze eğitimde yaşanan genişlemenin sonuçlarını izlemek ve değerlendirmek zorunluluktur. Bu konu sadece Bilim Kurulu ve MEB tarafından değil, aynı zamanda alanın tüm öznelerinin katılacağı karar süreçleriyle sürdürülmek durumundadır. Önceliğimiz, öğrencilerimizin ve eğitim emekçilerinin hakları ve sağlığıdır.
  2. Yüz yüze eğitimin genişlemesiyle birlikte yaşanan yeni sorunların mutlaka MEB tarafından çözülmesi gerekmektedir. Öğrencilerin haftada iki gün okulda yüz yüze, çarşamba günleri de uzaktan eğitim alması ile hem hafta içinde eğitim alınan gün, hem de toplam ders saatinde azalma meydana gelmiştir. Bu durum öğrencilerin sınavlarda tüm kazanımlardan sorumlu olacağı göz önüne alındığında, çeşitli eşitsizlikler yaratma potansiyeline sahiptir. Aynı zamanda öğrencilerin her hafta 4 gün eğitim sürecinin dışında kalıyor olması da çeşitli sorunlar yaratacaktır. Bu sorun yapılacak ek öğretmen atamalarıyla rahatlıkla çözülebilir.
  3. MEB’in, “İstemeyen veliler öğrencileri yüz yüze eğitime göndermeyebilir” kararı pratikte bir anlam ifade etmiyor. Yapılan düzenlemelerle okula gelmek istemeyen öğrenciler, sadece çarşamba günleri uzaktan eğitime erişme olanağına sahipler. Ancak tüm öğrenciler yapılacak sınavlarda tüm kazanımlardan sorumlu olacaklar. Bu durum öğrencileri istemeseler de, kronik rahatsızlıkları olsa da, evlerinde risk grubunda bulunan aile bireyleri olsa da okula devam etmeye mecbur bırakmaktadır. Toplamda yapılan tüm düzenlemelerin özel okullar lehine sonuç üreteceği açıktır. MEB, yüz yüze eğitime geçişle ilgili tüm planlamaları, öğrencilerin üstün yararını gözeterek yeniden yapmak zorundadır. Tüm öğrencilerimizin eğitime eşit erişebilmesi vazgeçilmez bir haktır.
  4. Salgın koşullarında eğitimin yüz yüze ve uzaktan olarak farklı biçimlerle birlikte devam etmesinin yarattığı sorunlara öğretmen arkadaşlarımız yaratıcı çözümler üretmekte ancak bu durum kimi okul yöneticileri tarafından engellenmeye çalışılmaktadır. Yüz yüze eğitime katılamayan öğrencileri için sınıftan yaptığı dersi canlı olarak yayınlamak isteyen öğretmenlerin, okul yönetimlerince engellenmesini anlamak mümkün değil. Bir okul yöneticisinin önceliğinin, her koşulda öğrencilerin eğitime erişimini sağlamak olması gerekirken, bunun engellenmeye çalışılmasını kabul etmeyeceğimiz bilinmelidir.
  5. Yüz yüze eğitimin genişletilmesiyle birlikte köy okulları ile nüfusun seyrek olduğu yerleşim yerlerinde de ilk ve ortaokulların haftanın 5 günü tüm kademelerde açılması il hıfzıssıhha kurullarına bırakıldı. Genel Merkezimize bu yetkinin kullanımında çeşitli sorunlar yaşandığı bildirilmektedir. Örneğin, Diyarbakır’da açılan köy okullarında sınıfların kalabalık olduğu ve öğrencilerin aynı sırada iki kişi olarak oturduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. Hatay’ın Altınözü ilçesinde ise sınıflarda 30’dan fazla öğrencinin bulunduğu bilgisi Genel Merkezimize ulaşmıştır. MEB, bu konuda bağlayıcı ve merkezi kararlar almak zorundadır. Okullarda yüz yüze eğitime geçilmesini kendi başarıları olarak gören yerel eğitim yöneticilerinin, öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin sağlığını riske atacak uygulamalarına sessiz kalmamak gerekmektedir. Eğitim Sen, konuyu yakından takip etmeye devam etmektedir.

Kamuoyuna Saygıyla Sunarız 
EĞİTİM SEN MERKEZ YÜRÜTME KURULU