BİZDE VARIZ! ''EMEK, EŞİTLİK VE BARIŞ HAKKIMIZIN PEŞİNDEYİZ''

BİZDE VARIZ! ''EMEK, EŞİTLİK VE BARIŞ HAKKIMIZIN PEŞİNDEYİZ'' 161 yıl önce 8 Mart 1857 de ABD'nin New York kentinde bir dokuma fabrikasında başlayan Büyük bedellerle yaratılan, kadınların kendi hayatlarını ve dünyayı dönüştürme mücadelesinin sembolü olan 8 Mart’ta yine alanlardayız. Biz kadınlar adil, eşit, özgür, laik, dayanışmacı ve barış içinde yaşayacağımız bir dünyayı yaratmak için kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu biliyoruz. Bize dayatılan yoksulluğu, şiddeti, ayrımcılığı, gericiliği ve savaşı kabul etmiyoruz. Vardık, varız, var olacağız! Diyerek mücadelesini sürdüren tüm kadıları selamlıyorum. Geçtiğimiz pazar günü, pek çok kentte, kadınlar alanlara çıkarak cinsiyet eşitliği için ve kadına yönelik şiddete karşı taleplerinin yanı sıra “OHAL’e hayır”, “Savaşa hayır” taleplerini haykırdı. Kadınların sokaklara çıkıp taleplerini haykırdığı saatlerde Manisa’da 5. Olağan Gençlik Kongresinde konuşan Başbakan Binali Yıldırım, AKP’li kadınların, “Kadına kalkan eller kırılsın” sloganlarına “Kadına kalkan eller kırılsın” diyerek yanıt veriyordu. Ama Başbakan böyle konuşurken Çorlu ve Ankara’da Başbakanın ve hükümetinin emrindeki güvenlik güçleri, kadınlara “El kaldırıyor”; eşitlik talep eden ve şiddete hayır diyen kadınlara, “Alın size eşitlik”, “Alın size şiddete hayır demek” dercesine kadınları copluyor, gözaltına alıyordu! Kuşkusuz ki, 4 Mart günü, Manisa-Ankara-Çorlu ekseninde oluşan bu ironik tablo, hiç de rastlantı değildi. Tersine bu tablo; AKP’nin 16 yıllık iktidarında ülkeyi sürüklediği mecranın fotoğrafıydı. Kadın emeğine dönük saldırıların yoğun olarak sürdürüldüğü, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve sosyal adaletsizliğin derinleştiği, kadına yönelik şiddet ve kadın katliamlarının sistematik olarak gerçekleştirildiği bir süreci yaşıyoruz. Ohal süresince artan şiddet ve tecavüzü meşrulaştırmak isteyen siyasi iktidar, bir gece vakti meclise getirdiği utanç önergesi ile; bir yandan tecavüz ve istismarı yasallaştırmaya çalışılırken, diğer yandan Cezasızlık politikaları ve iktidarın cinsiyetçi nefret söylemleriyle evde, sokakta, iş yerlerinde yaşam alanlarımızı daraltmayı hedeflemiştir. Nitekim AKP yönetimi, kadına sözde hep yeni vaatlerde bulunur ve “annelik figürü, kadına saygı” etrafında oluşturduğu demagojik kara propaganda ile kadınların gözünü boyarken; gerçek yaşamda kadınların alanını daraltan, dinin sosyal yaşamın bütün alanlarına derinlemesine nüfuz etmesini amaçlayan girişimleri asıl politika olarak benimsemiştir. Bu yüzdendir ki, 15 yıllık akp iktidarı boyunca kadına yönelik şiddetin çeşitli türleri ve kadın cinayetlerinin, onca “Gereken önlemleri alıyoruz” propagandasına karşın, sürekli artan bir özellik göstermesi şaşırtıcı değildir. Tıpkı yılın en kısa ayı olan şubatta katledilen kadın sayısının 47’yi bulmasının bir rastlantı olmaması gibi! Tıpkı son günlerde “şeyh”, “din alimi”, “ilahiyatçı”, “fetva ehli” gibi yaftalar arkasında ortalığa salınan insan görünümlü yaratıkların, çeşitli TV kanalları ve internet sitelerinde kadına yönelik şiddeti “meşru”, hatta “Allah’ın emri”, “İslam’ın gereği” olarak gösterme çabalarının olağanüstü artması gibi! Tıpkı, artık açık açık “kadınları dövme İslam’ın, Allah’ın emri” olduğuna, hatta “Kadının bunun için Allah’a ve dövene teşekkür etmesi gerektiği”ne, “Kadının İslam’a uygun olarak nasıl dövülmesi gerektiği”nin ölçülerinin tariflerinin verildiği “TV sohbetleri” düzenlenmesine kadar gelinmesi gibi! Bütün bu kadın düşmanı girişimler, bundan böyle de kadınlara dünyanın daha dar edileceğine dair ortaya çıkan alametler, Erdoğan-AKP yönetiminin 16 yılda Türkiye’yi getirdiği yerde kadınların payına düşenlerdir. Ama son yıllarda artan geçim sıkıntısının, özgürlüklerin sınırlandırılmasının, OHAL ve “savaş hali” ortamının, “tek parti tek adam rejimi”ne yol açma uygulamalarının, “dindar nesiller yetiştirme” hamlelerinin, toplumun her kesiminde sorunları büyüttüğü gibi kadınla erkek arasındaki eşitsizliği ve kadına yönelik şiddeti artıran bir etkide bulunduğu gerçeğin öteki yüzüdür. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü sadece kadınlar günü değil, her kesim için önemli bir gün! Öyle olmasaydı Dünya Bankas’ından IMF’ye, Birleşmiş Milletler’den Avrupa Birliği’ne, çok uluslu şirketlerden hükümetlere, bakanlara, patronlara kadar herkes ‘’Kadınlar kuştur, böcektir’’ türünden açıklamalar yapmazdı. Peki, kadınların emeğini sömürenler, şiddeti yeniden üretenler, çocuk istismarında ‘’rıza’’ arayıp tecavüze ‘’bir kereden bir şey olmaz’’ diyenler kadınları sürekli savaş ekonomisine ve politikalarına hapsedenler 8 Mart ı neden kutlar? Mesela , en prestijlisinden bir beyaz eşya firması; kreş açmaz, çalıştırdığı yüzlerce kadın işçiye ancak asgari ücret öder. Ama 8 mart’ta ‘’yenilikleri tasarlarken zarif, cesur kalplerinizden ilham alıyoruz’’ Diye yağ çeker.Neden? çünkü kadınlar hem ücretli kölesi hem de potansiyel müşterisidir. Oysa 8 Mart içi boş laflarla ‘’vitrin’’ yapılacak bir kadınlar günü değildir. Hem evde hem iş yerinde yaşamı yeniden üreten, emeğiyle var olan ve var eden biz kadınlara adanmış bir gündür. Ve biz kadınların yaşadığı gerçekleri gizlemeye hiç bir maske yetmez. Türkiye kadın erkek eşitliğinde 144 ülke arasında 131. Sırada • Her 10 kadından yalnızca 3’ü çalışıyor! Geniş tanımlı kadın işsizliği 3 milyona yaklaştı! Kadınların yarıya yakını kayıt dışı çalıştırılıyor! Kadınların gerçek sendikalaşma oranı yüzde 6! Çocuk yaşta evlilik ve çocuk annelerin sayısı arttı… Her gün en az 4 kadın şiddete maruz kaldı… Her 10 kadından 2’si yoksul, yoksulluk en çok kadınları etkiliyor… Her 10 kadından 4’ü kendisini güvende hissetmiyor. Türkiye cinsiyet eşitliğinde son sıralarda… Peki KARANLIĞA karşı 8 Mart’ın Aydınlığında biz kadınlar ne diyoruz? OHAL’e KHK’lerle hukuksuz işten atmalara, Kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete, Savaş Politikalarına, Kadınlara sorulmadan hazırlanan Yasal, Anayasal Düzenlemelere, Hem tek Hem de Adam rejmine, Erkek adaletine, Nefret cinayetlerine, Nasıl yaşayacağımızı, Ne giyeceğimizi, Kaç çocuk doğuracağımızı söyleyen zihniyete HAYIR DİYORUZ. BİZ KADINLAR ! EŞİT, ÖZGÜR VE İNSANCA BİR YAŞAM İÇİN; • Her alanda kadın-erkek eşitliğini sağlayacak politikalar hayata geçirilsin • Kadın istihdamını artıracak ekonomik politikalar uygulansın; nitelikli, sürekli ve güvenceli iş olanakları sağlansın. • Çalışma koşulları iyileştirilsin, herkese insanca yaşamaya yetecek bir ücret ödensin. İşyerinde ayrımcılığa, tacize son! • Sınırsız sendikal örgütlenme hakkı tanınsın. • Her işyerine, her mahalleye ücretsiz ve ulaşılabilir kreşler açılsın... Hasta ve yaşlı bakımı kamusal bir hizmet olsun. • Arabuluculuk uygulamalarına, din görevlilerini telkinle görevlendiren aile politikalarına, adaletsiz yargı kararlarına, iyi hal ve haksız tahrik indirimlerine son verilsin. • Her yerde kadınların güvenle gidebileceği danışma merkezleri ve sığınaklar açılsın. • Çocukların istismar edilmesinin önüne geçecek politikalar hayata geçirilsin. Eğitim, sağlık, sosyal hizmet alanlarında etkin koruma politikaları uygulansın. Çocuk yaşta evlilikle tavizsiz bir mücadele yürütülsün. • Kadınların sesinin daha da kısılmasına sebep olan savaş politikalarına son verilsin. OHAL kaldırılsın! Savaşa harcanan bütçe, kadınların ve çocukların ihtiyaçları için kullanılsın. VARIZ! VAR OLACAĞIZ! YAŞASIN 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ YAŞASIN KADINLARIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİ! KADIN MÜCADELESİ SÜRÜYOR SÜRECEK! KADIN! YAŞAM! ÖZGÜRLÜK! ÇANAKKALE KADIN PLATFORMU