Bir Çocuğun Çıkaramadığı Ses Olmalıyız

body: 

Özgecan Aslan 11 Şubat 2015’te tecavüze direndiği için vahşi şekilde katledilmişti. Öldürülmesinin üzerinden üç yıl geçti.
Özgecan’ın anıldığı gün Adana’da üç yaşındaki bir kız çocuğunun istismar edildiği haberi geldi. Evde, sokakta, işyerinde, gece ya da gündüz güvende hissetmiyoruz çünkü güvende olmadığımızı biliyoruz.
Biz kadınlar dekolte giydiğimiz için, geç saatte sokakta olduğumuz için, kahkaha attığımız için, tahrik ettiğimiz için (!), boşanmak istediğimiz için, okumak istediğimiz için, evlenmek istemediğimiz için şiddet görüyor, tacize ya da tecavüze uğruyoruz. Ülkemizde sadece kadınlara değil, LGBTİ’lere, çocuklara ve hayvanlara da tecavüz ediliyor!
Ülkemiz OHAL düzeniyle yönetiliyor. Dezavantajlı kesimler olarak her an şiddet görme riskiyle kaygılı yaşıyoruz. OHAL uygulamaları demokratik hakların kullanımını engellemek için korku silahına dönüştürülmüş durumda.  Temel haklarımıza sistematik biçimde tecavüz ediliyor. Yani aslında tecavüzü çeşitli biçimlerde yaşıyoruz. Tecavüz sadece bedenlere yapılmıyor, ruhumuza, aklımıza yapılıyor. Zihinlerimiz zapt edilmeye çalışılıyor.
Bu insanlık dışı suçlar bireysel suçlar olarak ele alınamaz. Bu olayların yaşanmasına “9 yaşındaki çocuk doğurabilir” diyen fetvalar, cezasızlık politikaları, gericiliği meşrulaştıran söylemler ideolojik altyapıyı oluşturuyor.
İnsana, hayvana, doğaya değer vermeyen, insani değerlere savaş açmış bir zihniyetin dışa vurumuna tanık oluyoruz her cinayette, her tecavüzde. Akıl ve vicdan gibi insani değerlerin ayaklar altında olduğu; bilimin, sanatın itibarsızlaştırıldığı sadece dürtülere indirgenmiş yaşama biçimi sorgulanmadan sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü, güveni hissedemeyeceğiz.
İnsanlık olarak egemen sistemin beslediği ve beslendiği kötülüklere karşı durmalıyız. İnsani değerlere sahip çıkmalıyız. Çocuklarımıza istismar edilmeyecekleri bir hayat vermeliyiz.