BASINA VE KAMUOYUNA 17/04/2018

Bugün eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları, yapılan düzenlemeler ve fiili uygulamalarla halen sürmektedir. Siyasi iktidarın büyük ölçüde kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda eğitim alanında yaptığı değişiklikler, başta öğrencilerimiz olmak üzere eğitim emekçilerini, velileri ve toplumun geniş kesimlerini olumsuz olarak etkilemektedir.Trajikomik bir şekilde Milli Eğitim Bakanı İsmet YILMAZ Türkiye’nin eğitim durumunun çok iyi olduğunu, öğrencinin hiçbir matematik sorusunu çözemese de hayatta başarılı olabileceği şeklinde bir açıklama yapmıştır. Eğer derslerdeki başarı oranı eğitim için bir ölçüt değilse Sayın Bakanın kafasında eğitime ilişkin başarı kriterlerinin ne olduğunu gerçekten merak ediyoruz.Bu koşullar altında Milli Eğitim Bakanlığı eğitimin niteliğini arttırmaya yönelik girişimlerde bulunmak yerine “Öğretmen Performans Değerlendirme” sistemini hayata geçirmeye çalışmaktadır. Eğitimdeki nitelik sorunlarını öğretmenler üzerinden tanımlayarak mesleğimizi itibarsızlaştırmaktadır. Öğretmenlerin çalışma koşullarını değerlendirmeden, özlük hakları ve öğrenme iklimi ile iş güvencemizi köklü biçimde olumsuz olarak etkileyecek olan performans denetimi ve sınav uygulamasını dayatmaktadır. Eğitimin niteliğinde yaşanan aşınmanın sorumlusu olarak öğretmenler işaret edilmekte, Performans Değerlendirme sistemi ile hedef haline getirilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin ve öğrenci velilerinin öğretmenleri değerlendirmesine dayalı ve dünyada eşi benzeri olmayan bir çalışmaya imza atmıştır.“Performans Değerlendirme Sistemi” bilimsel objektif ve evrensel standartlar yerine öğretmenleri her açıdan baskı altına alacak bir değerlendirme sistemidir. Bu sistem ile öğretmenlerimiz, objektifliği tartışılır sınavlara, değerlendirmelere ve testlere tabi tutulacak, ağır performans baskısı altında angarya çalışmaya zorlanacaklardır. Öte yandan bu sistem ile öğretmenler işini daha iyi yapmaya değil, daha fazla puan toplamaya yönlendirileceklerdir. Sistem tayinden görevde yükselme sistemine ve ücretlere kadar öğretmenin işi ile ilgili her şeyi etkileyecektir.Performans Değerlendirme sistemi uygulaması ile öğretmenlerin mesleki yeterlilikleri arasında bir ilişki kurmak mümkün değildir. Performans Değerlendirme sistemi öğretmenlerin her yıl öğrenci, veli ve meslektaşları ile yöneticilerinin değerlendirmesi ile karşı karşıya kalacaklardır. Bunun ötesinde öğretmenler 4 yılda bir merkezi sınava alınacak, öğretmenin kariyeri sınav sonucuna bağlanacaktır. Eğitim sistemi tamamen sınav odaklı hale gelmişken, öğretmenlerin de benzer bir sınav yarışından geçirilmek istenmesini anlamak mümkün değildir. Sınav odaklı eğitim sistemi üzerinden öğretmenlerin “sınav teknisyeni”, mekanik birer “bilgi aktarıcı” ya da bakanlığın tartışmalı uygulamalarını hayata geçiren ve attığı her adımda iktidarın ‘hassasiyetlerine’ göre hareket eden birer “robot” olması istenmektedir. Bununla istenen rollere ve davranışlara sahip “makbul öğretmen” kimliği oluşturulmaya çalışılmaktadır. Sistem ile öğretmenlerin yaptıkları işin niteliğinden ziyade, not hedefli bireysel değerlendirmeler öne çıkacaktır.Okullarda iş arkadaşları arasında birbirlerinin rakibi oldukları düşüncesi gelişecektir. Bu durum iş barışını bozacak, yönetime mutlak bağımlılığı yaygınlaştıracaktır. Öte yandan öğretmenlerin iş güvencesi ellerinden alınacaktır. Sözleşmeli öğretmenler değerlendirmeler sonucunda yeterli puanı alamamaları halinde sözleşmeleri yenilenmeyecektir.Performans değerlendirme sonuçları “kariyer basamakları”, “görevde yükselmeler” ve “ödüllendirme” konusunda belirleyici olacağından, hali hazırda iktidara sendikal ve siyasal yakınlığı bulunanlara yönelik “torpil” veya “ayrımcı” uygulamaların sürdürüleceği ortadadır.Bu nedenle Eğitim Sen, Eğitim İş, Türk Eğitimsen olarak biz emek örgütleri yan yana gelerek Performans Değerlendirme Sistemine HAYIR diyor, mesleğimize sahip çıkıyoruz. Bilinmelidir ki öğretmenlerin gelişimi onların yaptıkları işi anlamlı bulmalarına, mesleki özerkliğe sahip olmalarına, okulun demokratik olmasına, yakından izlendiği duygusuna kapılmamasına, kendini güvende hissetmesine bağlıdır. Okul, öğretmenlerin kendi kendilerini yönetebildikleri ve meslektaşları arası rekabet değil dayanışmaları ile kendilerini geliştirdikleri bir mekân olmalıdır. Eğitim emekçilerinin performansları ve akademik başarılarının yanı sıra sınavdan aldıkları puana ve ne kadar objektif olacağı son derece tartışmalı olan performans değerlendirme sistemine göre görevde yükselecek olmaları, yaptıkları işin önemi ve niteliği ile ters düşmektedir. Performans ve çoklu değerlendirme sistemine göre öğretmenlerin sorumlulukları, statüleri, kariyerleri ve haklarının belirleneceği bir model, yüz binlerce öğretmeni birbirine karşı acımasız bir rekabete sokacaktır. Bu durumdan en büyük zararı eğitim sistemi görecektir.Eğitim sisteminin içinde bulunduğu karanlık tabloda, eğitim emekçilerinin payına düşen, hükümetin yarattığı sorunlar yumağının içerisinde haklarına, emeklerine ve geleceklerine sahip çıkmaya çalışmaktır.Bu nedenle Bugün burada öğretmenlere dayatılan Performans Değerlendirme uygulamasına karşı biz eğitim emekçileri irademizi ortaya koymuş, imzalarımız ile yönetmeliğin hemen kaldırılması ve uygulanmaması yönünde isteğimizi Bakanlığa iletilmek üzere Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bildirmiş bulunuyoruz. YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ EĞİTİM İŞTÜRK EĞİTİMSENEĞİTİM SEN