BASINA VE KAMUOYUNA 14/04/2018

Bugün, 17 Nisan 1940 yılında, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kurulan, Türkiye’nin ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişiminde belirleyici bir rol oynayan Köy Enstitüleri’nin kuruluşunun 78. yılını kutluyoruz.Köy Enstitüleri, çağdaş köy kalkınma modeline uygun olarak yapılandırılan ve birçok ülkeye örnek olabilecek, üretime yönelik öğrenimi temel alan, “Eğitim üretim içindedir” şiarını ilke edinmiş eğitim kurumları olarak bilinmektedir. Köy Enstitüleri bir aydınlanma mucizesidir.Sadece öğretmenleri çok yönlü olarak yetiştiren kurumlar olmakla kalmamış, bulunduğu çevreyi araştıran, geliştiren, çevrenin ve toplumun kalkınmasını ilke edinmiş kurumlar olarak önemli işlevler görmüştür. Bu anlamda Köy Enstitülerinin eğitim sistemi ve toplumsal kalkınma açısından yerine getirdiği tarihsel rolün önemi tartışılmazdır. Köy Enstitüleri kırsalda toplumsal, ekonomik ve kültürel kalkınmayı sağlamak; bu alanda ilgili gerekli insan gücünü yetiştirmek için kurulan temel eğitim kurumları olmuştur. Aynı zamanda tarım işlikleri ve sağlık ocakları olarak toplumsal işlevler görmüş, çeşitli tohum ve tarım araçlarının ilk denemeleri Köy Enstitülerinde yapılmıştır.Köy Enstitüleri çok sayıda öğretmen ve eğitmen yetiştirmenin, o dönemin zor koşullarında köy çocuklarına öğrenim olanağı sağlamanın yanı sıra Türkiye’nin bilimsel ve kültürel yaşamına damgasını vuran “köy kökenli aydın kuşağı” yaratmış ve bütün eleştirilere, siyasi baskılara ve karalama kampanyalarına rağmen eğitim sistemimizde olumlu anlamda kalıcı izler bırakmıştır.Sorgulayan, soran, eleştiren, araştıran, dogmayı geride bırakıp aklı ön plana çıkaran insanlar köy enstitüleri sayesinde yetişmiştir. 20 bin civarında insanın yetiştiği bu okullardan şairler, yazarlar, sendika liderleri, politikacılar gibi toplumun kanaat ve değişim önderleri çıkmıştır.Ömrü kısa, etkileri büyük olan Köy Enstitüleri toplumsal kalkınmanın itici gücü olmuş, yaşama dair bilgi üreten okul anlayışıyla öğrencilerini yetiştirmiştir Bu öğrencileriyle de çevresini geliştirmiştir. Köy Enstitülerinde iş için -iş içinde- işle eğitim anlayışı benimsenmiştir. Bu deneyim bize iyi bir eğitim ortamı hazırlandığında her insanın toplumuna ve kendisine faydalı bir yurttaş olabileceğini göstermiştir. Aynı zamanda fırsat ve sorumluluk verildiğinde kendi eğitimcilerimizin halkımızın gereksindiği eğitim modellerini yaratabileceğini göstermiştir.  Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu zorlu koşullar ve uluslararası dinamiklerin sistem üzerinde kurdukları psikolojik etkinin sonucu Köy Enstitüleri soğuk savaş politikalarına kurban edilmiştir. Köy Enstitülerinin kapatılmasını takip eden süreçte, özellikle 1950’li yıllarda ülkenin aydınlık geleceğinin alt yapısını oluşturabilecek olan bu önemli eğitim projesi önce yatılı öğretmen okullarına, ardından yatılı okullara, sonra da normal lise eğitimine yayılarak zaman içinde etkisizleştirilmiştir.Köy Enstitülerinin kapatılması, Türkiye’nin modern, bilimsel değerlerle buluşması ve aydınlanma sürecinin ciddi anlamda kesintiye uğratmıştır. Bu durum sadece eğitim sisteminin değil, ülke demokrasisinin de telafisi mümkün olmayan yaralar almasına neden olmuştur.Geçmişte Köy Enstitülerini kapatan ve yarattığı olumlu izleri her fırsatta silmeye çalışanlar, bugün laik bilimsel eğitime savaş açarak, eğitim sistemini kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirmeyi istemektedirler. Eğitim emekçilerimizi itibarsızlaştırma politikaları ardı ardına uygulamaya geçirilmektedir. Özellikle 15 Temmuz sonrasında tüm öğretmen atamaları sözleşmeli, güvencesiz olarak yapılmıştır. Hukuksuz olarak yüzlerce sözleşmeli öğretmenin işine son verilmiştir. Liyakat ortadan kaldırılmıştır. Performans, sınav gibi dayatmalarla, baskılarla esnek çalışma koşulları öğretmenlerin çalışma biçimi haline getirilmeye çalışılmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde öğretmenine bu kadar eziyet eden, onların emeğini yok sayan bir iktidar ve Eğitim Bakanlığı görmek mümkün değildir.Türkiye’de eğitimin ve öğretmen yetiştirme sisteminin yaratılmasında ve sürdürülmesinde önemli yerleri olan Köy Enstitüleri gibi deneyimlerin yarattığı değerleri savunmak, yaşadığımız tüm olumsuzluklara, haksızlıklara, hukuksuzluklara, ihraçlara, baskı, sürgün ve tehditlere rağmen “Nitelikli Eğitim İçin, Nitelikli Öğretmen” anlayışını hayata geçirmek, Eğitim Sen’in ve yüz binlerce eğitim ve bilim emekçisinin öncelikli görevleri arasındadır.Eğitim Sen olarak, Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıkıyor, toplumcu ve eleştiren eğitim felsefesinin benimsenerek tüm eğitim kurumlarında uygulanması mücadelemizi sürdüreceğimizin bilinmesini istiyoruz. ÇANAKKALE EĞİTİM-SEN YÜRÜTME KURULU                            Sevgili eğitim emekçilerimiz sevgili misafirler Köy Enstitülerinin kuruluşunun 78. Yılını kutlama amaçlı düzenlemiş olduğumuz “Köy Enstitülerini Konuşuyoruz “konulu panelimize hoş geldiniz. Eğitim Sen 100 yıla yakın bir zamandır laik bilimsel kamusal parasız eğitim mücadelesini vermektedir ve vermeye de devam ediyoruz. Bu mücadele içinde öğretmenlerimizin sosyal ve ekonomik haklarını korumak yanında eğitim emekçilerimizi itibarsızlaştırma politikaları ile de savaşıyoruz. Bizler bu mücadeleyi verirken 78 yıl önce kurulmuş olan Türkiye aydınlanmasının en tarihi adımlarından biri olarak bugün bile önemini koruyan Köy Enstitüleri’ni özlemle anıyor ve konuşuyoruz.Bugün hiçbir eğitim emekçisi yoktur ki Köy Enstitülü öğretmenlerimizin farkını gıpta ile anmasın. Köy Enstitüleri eğitimi bugün devam etseydi bu durumda olmazdık diye düşünmeyenimiz yoktur.Eğitim Sen olarak her yıl Köy Enstitüleri kuruluşunu kutlayarak bu sistemi hatırlayıp hatırlatarak istenirse ülkemize kültürümüze halkımıza yararlı bizi aydınlık geleceğe götürecek bir sistemin inşa edilebileceğini dile getiriyoruz.Bu gün de bu amaçla köy enstitüsünden mezun yoksunluklarla dolu bir hayattan öğretmenliğe geçişini hayatından kesitler vererek bizlerle paylaşacak olan değerli bir öğretmenimiz bir yazarımız aramızda Benisa Öğretmen kitabının yazarı Sayın Huriye SARAÇVe Çanakkale Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği Başkanı Prof.Dr. Osman Demircan hocamız aramızdalar.Hoş geldinizBen önce Huriye SARAÇ öğretmenime sözü vermek istiyorum.Hocam Nasıl bir süreçten geçerek öğretmenlik mesleğini edindiniz. Eğitimini aldığınız enstitüden oradaki arkadaş iletişimini günlük hayatı anlatırmısınız.