BASINA VE KAMUOYUNA 13/04/2019

Bu yılda 17 Nisan gününü Köy Enstitüleri kuruluş yıldönümünü kutlamak Köy Enstitüleri geleneğini anmak amacıyla bir aradayız.Köy Enstitüleri, çağdaş köy kalkınma modeline uygun olarak yapılandırılan ve birçok ülkeye örnek olabilecek, üretime yönelik öğrenimi temel alan, “eğitim üretim içindedir” şiarını ilke edinmiş eğitim kurumları olarak tanınmakta ve bilinmektedir.Köy enstitüleri, Dünya eğitim tarihinin en özgün modellerinden birisidir. Bu kurumlar her bakımdan ulusal, devrimci bir projedir. Köy enstitüleri hayat boyu eğitimin öncüsü bir aydınlanma hareketidir.Bu model ile köy ve köylüyü kendi unsurları ile içinden canlandırmaya çalışmak ve bilinçlendirmek;eğitim aracılığı ile bir değişim süreci üzerinden çözümü köyün kendi içerisinden çıkarmak;kırsalı öğretmen, koruyucu, tarım teknisyeni ve sağlık hizmeti yönünden tamamlamak amaç edinilmiştir.Köy Enstitüleri’nin önemli özelliklerinden birisi,günümüz Türkiye’sinin bir türlü kurtulamadığı ezberci, kurs ve sınav merkezli eğitim sistemine değil, gerçek anlamda öğrenci merkezli, öğrencilerin yaparak ve yaşayarak öğrenme sürecini ilke edinen bir eğitim-öğretim ortamı yaratmış olmasıdır. Bilim ve teknolojide sağlanan olağanüstü gelişmeye rağmen, köy enstitüleri dönemi eğitimin niteliği ile bugünkü eğitimin niteliği arasında bir uçurumun olması düşündürücüdür.Köy Enstitüleri’nde alınan kararların yönetici-öğretici-öğrenci üçlüsünün ortak katkı ve onayıyla alındığı yöntem karşısında bugün eğitim politikalarının, siyasi iktidarların siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda “tek merkezden” ve tüm topluma yönelik açık bir dayatma olarak gündeme getirildiği ve uygulandığı dikkate alındığında, Türkiye’de eğitim sisteminin yıllardır neden büyük bir kaos ve çürümenin içinde olduğu daha iyi anlaşılmaktadır.Öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitülerinin kapatılmasına neden olan zihniyetin yattığı açıktır. Köy Enstitülerinin kapatılması, Türkiye’nin çağdaş ve bilimsel değerlerle buluşması ve aydınlanma sürecinin ciddi anlamda kesintiye uğraması anlamına gelmiş, genel anlamda ülke demokrasisinin ve eğitim sisteminin telafisi zor bir yara alması sonucunu doğurmuştur.Geçmişte Köy Enstitüleri’ni kapatan ve onların yarattığı tüm olumlu izleri silmeye çalışanlar, bugün laik bilimsel eğitime savaş açarak karma eğitim karşıtlığı ve dini değerler eğitimi dayatmasıyla eğitim sistemini kendi ideolojik hedefleri doğrultusunda biçimlendirmek istemektedirler.Umudumuz ve mücadelemiz dogmatik kabuller yerine analitik düşünceyi esas alan, bilimsel düşüncenin inşasını ilke edinen bir eğitimi yeniden egemen kılmaktır.Bu duygu, düşünce ve umutlarla, köy enstitülerinin 79. kuruluş yıldönümünü buruk şekilde kutluyoruz. Köy Enstitülerinin kurulmasına öncülük eden Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ile hayatını kaybeden tüm köy enstitülü hocalarımızı saygı ile anıyor aramızda olanlara sevgilerimizi iletiyoruz.Eğitim Sen olarak, Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıkıyor, toplumcu eğitim felsefesinin daha da geliştirilerek tüm eğitim kurumlarında uygulanmasını savunmayı sürdürmekte ısrarcı olacağımızın bilinmesini istiyoruz.Saygılarımızla