12 Eylül Darbesi 40. Yılında!

body: 

12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 40 yıl geçti. 40 yılda darbenin izleri silinmek bir yana giderek derinleştirildi. 40 yıl sonra dahi 12 Eylül cuntacılarının yarattığı kurumlar, yasalar varlığını koruyor; en temel hak ve özgürlükler yok sayılıyor.
Bugün siyasal rejim, demokrasinin en temel öğelerini yok sayabiliyorsa, 12 Eylül’ün yönetim aklının izlerini takip ettiği içindir. Yaşadıklarımız öyle boyutlara ulaşmıştır ki cuntacıların hayalleri dahi artık geride bırakılmıştır.
Hatırlayalım, 12 Eylül sonrasında toplam 4891 kamu personeli işten çıkarılırken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında hukuksuz KHK’ler ile bir gecede işlerinden, yaşamlarından edilenlerin sayısı 140 bini bulmuştur.
Bugün gündelik yaşamımızın parçası haline getirilen haberler dahi cuntacıları kıskandıracak şekildedir. Halkın iradesi yok sayılarak atanan kayyumlar, siyasetçiler, belediye başkanları ve muhalif gazetecilere yönelik hapis cezaları ve tutuklamalar, iş cinayetleri, kadın cinayetleri ve çocuklara yönelik istismar uygulamalarına yönelik tutumlar nasıl bir yönetim aklına maruz kaldığımızın resmidir.
Elbette 12 Eylül, toplumun farklı kesimlerini olduğu gibi eğitim emekçilerinin örgütlü mücadelesini de derinden etkilemiştir. Bugün öğretmenleri değersizleştirenler, öğretmenlerin iradesini yok sayarak “Ben yaptım oldu.” mantığıyla eğitim ve bilim emekçilerini yönetebileceklerini sananlar kendilerini kandırmaktadır.
Unutulmamalıdır ki 12 Eylül’de kapatılan ilk büyük örgütün TÖB-DER olması rastlantı değildir. Çok sayıda TÖB-DER üye ve yöneticisi 12 Eylül yasaları ile sürgün edilmiş, görevlerinden olmuşlardır. 3854 öğretmen, 120 öğretim üyesinin görevine 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu’na dayanılarak son verilmiştir. Ancak eğitim ve bilim emekçilerinin mücadelesi daha güçlü biçimde yaşam bulmuştur.
Bugün de aynı yönetim aklı daha güçlü şekilde devrededir. Makbul görmedikleri, kendilerine sadakatle itaat etmeyen, demokrasiyi, laikliği, eşitliği, özgürlüğü ve barışı savunan eğitim ve bilim emekçilerini “sivil ölü” haline getirmeye çabalamalarının nedeni yürüttükleri toplum mühendisliği ve arzuladıkları itaat rejimidir. Elbette eğitim ve bilim emekçileri bu karanlığı da yırtıp atacaktır.
Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakabilmek için, onlara demokratik, adil ve barış içinde bir yaşam sunabilmek için yapılması gereken çok şey vardır. 12 Eylül darbecileri ve 12 Eylül’ü gölgede bırakan uygulamalarla hesaplaşmanın yolu uzun ve kararlı bir mücadeleyi gerektirmektedir. Eğitim Sen olarak, her türlü haksız, hukuksuz, baskıcı ve otoriter uygulamalara karşı eşitlik, özgürlük, laiklik, barış ve demokrasi mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğimiz bilinmelidir.