ÇOK DEGERLİ BASIN EMEKÇİLERİ VE ÇANAKKALE HALKI

Ataerkil kapitalist sistemin yarattığı eşitsizlikler, ayrımcılıklar, savaşlar, derinleşerek devam etmektedir. Diktatörlüğe, militarizme ve erkek egemenliğine karşı her 25 Kasım’da mücadelenin simgesi olmuş Mirabel kız kardeşleri saygı ve minnetle anıyoruz. Mirabel kardeşlerin bıraktığı miras bugün tüm dünyada adeta kelebekçe sine kanat çırparak özgürlüğe uçmayı sürdüren milyonlarca kadının mücadelesine ışık tutmaya devam ediyor. Tüm dünyada devletler uyguladıkları baskıcı politikalarla kadına yönelik şiddetin boyutlarını ve dozajını arttırmıştır. Böylesi bir gerçekliğin yaşandığı bugün, biz kadınlar ataerkil kapitalizme ve yarattığı şiddetin her türlüsüne karşı; savaşa, tacize, tecavüze, yoksulluğa, haklarımızın yok edilmesine, eşitsizliğe ve gericiliğe karşı bir kez daha alanlardayız. İlimiz de 20 Kasım 2018 günü 30 yaşındaki Sedef Şen boşanmak istediği uzaklaştırma tedbir kararı olan eşi tarafından ilköğretim öğrencisi çocukların gözleri önünde cinayete kurban gitmiştir. Bugün burada toplanan biz kadınlar 25 Kasım Uluslar Arası Kadına yönelik şiddete karşı Mücadele ve Dayanışma gününü Sedef Şen’e atfediyoruz Ve tekrar diyoruz kadınlar öldürülmesin. Biz kadınlar öldürülmek değil yaşamak istiyoruz.  Yaşamın her alanını dönüştürme, şiddetsiz bir dünyayı örme iddiamızla alanlardayız, alanlarda olmaya da devam edeceğiz. Dünya ekonomik forumu küresel cinsiyet uçurumu raporuna göre Türkiye 140 ülke arasında 131.sıradadır.''Kadın erkek eşit değildir!'' diyen zihniyet, bu geriliği yeterli görmüyor olacak ki, kadın düşmanı politikalarıyla, kazanılmış haklarımıza dönük saldırılarla var olan eşitsizliği her geçen gün daha da derinleştiriyor. Her üç kadından biri şiddetin en az bir biçimine maruz kalıyorken, şiddeti önlemek için daha etkin mekanizmalar oluşturmak yerine siyasal iktidar, 6284 No' lu Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Yasasını yok etmeye çalışıyor. Oysa bu yasa, uygulamadaki eksikliklerine rağmen şiddeti önlemeye dair elimizdeki tek yasadır. Diğer yandan, mecliste boşanmayı önleme komisyonu aracılığıyla hazırlatılan yüzlerce sayfalık raporla, kadının aile içinde uğradığı şiddeti meşrulaştırmaya çabalıyorlar. İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere imzalanan uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmeyenler, en son olarak nafaka hakkının peşine düştü. “Kadın erkeğe, aileye daha fazla bağımlı olsun” hesaplarını yapanlara bugün buradan cevap veriyoruz: “HAKLARIMIZA VE HAYATLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ. AİLEYE KÖLE OLMAYACAĞIZ.” Tekçi, gerici ideolojisi doğrultusunda toplumu daha kolay denetlemek ve yönetmek için kadını aile içerisine hapsetmeyi amaçlayan AKP iktidarı, bu uğurda hukuksuzlukta sınır tanımıyor, devletin tüm imkânlarını adeta seferber ediyor. İki yıllık OHAL süresince KHK'ler eliyle kadın kurumsallaşmasına ve örgütlenmesine dönük saldırılar bunun en yakın örneğidir. Bu hukuksuz uygulamalar kadın mücadelesini ve kazanımlarını geriletmek amacıyla devreye sokulmuştur. Halk iradesine kayyumlar atanmış, kadın belediye başkanları, milletvekilleri tutuklanmış, kadınların iradesine dönük sayısız hak gaspı gerçekleştirmiştir.24 Haziran sonrası geçiş yapılan Tek adam rejimiyle kazanılmış haklarımızı hedef alan uygulamalar bu kez de TBMM işlevsiz bırakılarak cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile düzenlenmektedir. Aile Değil Kadınız, Kadın Bakanlığı'nda Israrcıyız! Bildiğimiz gibi AKP’nin aileyi korumayı önceleyen politikaları ''kadın'' adının bakanlık başta olmak üzere pek çok yerden çıkarılmasıyla sonuçlandı. Yeni rejime uyum çerçevesinde kurulan, adını bile söylemekte zorlandığımız yeni torba bakanlığın da tıpkı ''Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” gibi kadınların gerçek sorunlarına çözüm üretmek niyetinde olmadığını geçmiş 16 yıllık pratikten biliyoruz. Kadına yönelik şiddeti münferit gören,tacizi tecavüzü meşru kılan,istismarda rıza arayan, LGBTİ bireylere yönelik nefret cinayetlerini savunan, erkeğin tekelinde bir aile ve ülke anlayışında kadını kaderiyle baş başa bırakan bir bakanlığın üreteceği tek şey kadın düşmanlığıdır. Biz, toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifini esas alan ve kadınlarla birlikte politikalar üreten, bir kadın bakanlığının acilen kurulmasında ısrar ediyoruz. AKP' nin Makbul Kadın Sınırlarını Tanımıyoruz!  Toplumsal yaşamı baştan aşağı dinselleştirmek, kadını kamusal alanlardan uzaklaştırmak amacıyla, sosyal politikaları diyanet eliyle dizayn eden, laik-seküler yaşamı yok eden ve kadın kazanımlarını hedef alan düzenlemeler yapılmak isteniyor.Aile ve dini rehberlik büroları, aile irşat merkezleri, hadım cezası, cinsel istismarda rıza yaşını 12’ye düşüren tecavüz yasa tasarısı, din adamlarının aile psikoloğu olarak görevlendirilmesi, müftülere resmi nikâh kıyma yetkisi verilmesi, bunlardan yalnızca bazıları. Biryandan da, din temelli müfredat değişiklikleriyle, dini eğitimin erken çocukluk yaşına indirilmesiyle, karma eğitimin sonlandırılmasının önünün açılmasıyla eğitim alanı dinselleştirilerek ideolojilerine göre bir toplum yaratmaya çabalıyorlar. AKP’nin kadınlara dayattığı sınırları kabul etmiyoruz. Laiklikten ve seküler yaşamdan vazgeçmeyeceğiz.  Çalışma yaşamında da, ayrımcılığı ve eşitsizliği en derin yaşayan yine kadınlar olmaktadır.Ev içerisinde görünmez kılınan emeğimiz ücretli istihdam içerisinde de geleneksel rollere göre konumlandırılmakta, kamusal hizmet olması gereken çocuk, yaşlı ve hasta bakım sorumluluğu her daim kadınların omzuna yüklenmektedir.Tüm bunlar, yoksulluğun kadınlaşmasına güçlü bir zemin sunuyor. Yan yanayız, Kol kolayız, Krizinizde Yanmayacağız!  Her ne kadar adı yasak edilmeye çalışılsa da kapitalizmin yapısallığında ortaya çıkan ve AKP' nin politikalarıyla derinleşen ekonomik krizin en ağır sonuçlarını biz kadınlar yaşıyoruz. 

  1. piyasasında ilk gözden çıkarılan kadınlar olurken, ev geçiminin ağırlığı en çok kadınlar üzerine kalmakta, tasarruf yaparken de ev içi çalışma yükleri katlanmaktadır. Ekonomik kriz bizi işsiz, güvencesiz bırakarak daha fazla yoksullaştırırken her türlü şiddete de açık hale getiriyor. Üretimden kopuk ranta, savaşa, talana dayanan ekonomik politikaları nedeniyle ülkeyi uçuruma sürükleyenler, krizi emeğe dönük saldırıların fırsatı haline getirmek istiyor. En fazla kadınları etkileyecek esnek, performansa dayalı çalışmayı, emeklilik hakkının gaspını sağlamak istiyorlar. Krizin faturasını bizlere ödetmeye çalışanlara buradan bir kez daha sesleniyoruz: Faturayı krizi yaratanlar ödesin, biz ödemeyi reddediyoruz!

  Emeğimiz,Bedenimiz,Kimliğimiz Bizimdir!  Özgürlüğümüze, bedenimize, hayatımıza, kadın mücadelesine yönelik saldırıları; bizlere reva görülen bu düzeni kabul etmiyoruz! Sözümüzü örgütleyebilme, yan yana gelme ve hayatı değiştirme iradesinde ve iddiasındayız. Biliyoruz ki, bizi kenara iten, yok sayan, emeğimizi görünmez kılan, bedenlerimizi metalaştıran bu sömürü çarkın dişlilerine bir çakıl taşı olup takıldığımızda, bu çark dönemeyecek.  Her türlü şiddetin son bulduğu, tacizin tecavüzün, istismarın, kadın cinayetlerinin, savaşın olmadığı; eşit, özgür, laik ve demokratik bir ülkede barış ve huzur içinde yaşamak hakkımız. Sen de gel, güç kat “ELELE KADIN DAYANIŞMASIYLA ŞİDDETSİZ BİR DÜNYAYA” birlikte yürüyelim…  YAŞASIN KADIN MÜCADELESİ!YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ!KADIN YAŞAM ÖZGÜRLÜK!  ÇANAKKALE KADIN PLATFORMU